Aslında parfüm kullanımı yaklaşık 4000 yıl öncelere dayanmaktadır. Kelime kökeni olarak, Latince "Per fumum" dan gelmektedir. "Per" sayesinde, aracılığıyla demektedir. "Fumum" ise duman anlamına gelmektedir. Duman aracılığıyla veya duman sayesinde diye çevirmek mümkündür. Antik devirlerde, parfümlerin doğal yağlardan yapıldığını düşünürsek, ilk parfümlerin doğal yağların yanmasından doğmuş olabileceğini söylemek pek de yanlış olmaz. Çünkü yanan doğal yağlar, havaya kendi kokularını yayacaktır.
Günümüzde kullanılan parfümlerin üretilmesi ise yaklaşık 200 yıl geriye gitmektedir. Parfüm Endüstrisi, günümüzde tamamen kimya ve diğer bilim dallarının uğraşı haline gelmiş ve modern üretim şekillerinin bütün nimetlerinden yararlanmaktadır. Temel olarak şunu söyleyebiliriz ki, bir parfümün teninize değmesinden sonra üç aşama vardır. Bunlara nota adı verilmektedir. Nota’yı kokunun buharlaşma derecesi veya kokunun kalıcılık katsayısı olarak açıklayabiliriz. Ya da Nota'yı kısaca parfümün içeriğindeki kimyasalların (kokuların) müziği olarak açıklayabiliriz. Dinlediğiniz herhangi bir müzik parçasını düşünün. En üste baskın olan sesler vardır. Tiz olup ancak dikkatli dinlendiğinde duyulabilen sesler vardır. Birde bu iki perdenin arasında olan sesler vardır. Bütün parfümler, teninize değmesi ile ya da kapağı açılır açılmaz buharlaşıp uçmaya başlar. Temel olarak üç nota vardır. Alt, orta ve tepe. En tepe noktasındaki koku, doğal olarak en fazla buharlaşan kimyasallardan oluşur. Yani, burnumuz ilk önce en tepe noktasındaki kokuyu algılar.