Bebeklerimiz 37 haftalıkken dünyaya merhaba dediler ve birincisi 2440 gram, diğeri 2550 gram olarak aramıza katıldılar ve biz buna çok ama çok seviniyoruz. Zira çok zor gecen bir hamilelikten sonra yaşadığım muhteşem bir mutluluk.

Ben 1978 doğumluyum ve bilgisayar programcılığı mezunuyum. Eşimse bilgisayar mühendisidir. 2001 Yılının 22 Eylül günü annemi kaybettim Ben 29 Temmuzda evlenmiştim, yani daha çok yeniyken böyle bir acıyla karşılaşmıştım. Kendimi boşlukta hissederken mutlu haber geldi.

18 Ocak 2002'yi gösterirken tarih; ben hamile olduğumu öğrendim, eşim de ben de çok ama çok mutlu olmuştuk, hemen doktordan randevu aldım ve daha 5 hafta 2 günlükken doktora gittim. Doktorum bebeği göremedi ancak kese vardı. Bunun üzerine 10 gün sonra tekrar gel dedi ve başladı sabırsızlıkla gecen günler.

Sonunda günler geçmiş ve ben heyecanla doktorumun yanına gidiyordum. Ultrasona girdiğimde kalbim çarpıyor ve kötü bir şey olmasından ölesiye korkuyordum ki doktorumla hemşiresi birbirlerine bakarak sessizce bir şeyler söyleyip güldüler, ben hala habersiz o yandaki nedir diye sordum, doktorumsa bunlar ikiz demez mi tek söyleyebildiğim 'neeeeeeeeee' oldu. Doktorum kontrollerimin sık olması gerektiğinden, dikkatli olup dinlenmemden bahsediyordu, heyecandan çok iyi dinleyemiyordum aslında. Eve giderken esime nasıl söylesem diye planlar yaparken, dayanamadan telefonda söyledim ve o buna inanamadı, inandığında ise ağzı kapanmaksızın gülüyor kahkahalar atıyordu. O günümüz gülücüklerle geçmişti yani.

7 haftalık hamileyken mide bulantılarım ve kusmalar başladı. Hiç bir şey yiyemiyordum, doktorum iğne vurulmamı istemişti ve gün aşırı iğne oluyordum ama nafile yine kusuyordum, sürekli yataktaydım. Mide bulantılarım 4,5 ay çok kötü şekilde devam etti. Daha sonra azaldı ancak hamileliğim süresince kusmaya devam ettim. Hamileliğimin 10. haftasına geldiğimde artık kendi tükürüğümü yutamamaya başladım sürekli elimde poşet ona tükürüyordum. Geceleri ise yanımda havlu oraya, zira yuttuğum anda uykuda bile olsam kusuyordum ve artık kusmaktan nefret ediyordum. Bu sorunum ise 6,5 aylık hamile olana kadar devam etti. Sokağa çıkmaktan nefret ediyordum. Herkes bana bakıyordu çünkü ben sürekli tükürüyordum. Bu olay psikolojimi bozmuştu artık sürekli de ağlıyordum, tükürüğümü yutabildiğim gün mutluluktan havalara uçmuştum. Tabii bu süreç içerisinde bir kez sistit oldum ve çabuk atlattım. Ancak unutmadan hamileliğimin başladığı dönemden doğuma kadarda kabızlık sorunu yasadım ve daima bunun içinde ilaç kullandım. Aslında yaşadığım tüm bu olayların içerisinde bizi mutlu eden bebeklerimin iyi olmasıydı.

31 haftalık hamileyken bir gece sol bacağımda bir ağrı hissetmeye başladım ancak önemsemedim. Ertesi gün yürüyememeye başlamıştım. Eşim olmasa lavaboya bile gidemiyordum ki şiddetli bir baş ağrısı ile birlikte ateşlenmeye de başlamıştım. Doktoru aradığımızda henüz ateşim pek yüksek değildi. İlaç verdi, kullandık gece boyunca, eşim ateşimi düşürmeye çalıştı. Ben ise ağrıdan kıvranıyordum. Doktorumuzla sürekli diyalog halindeydik ancak hala olumlu bir gelişme yoktu ve sonra doktorumuz hemen hastaneye gitmemizi, damarlarla ilgili bir sorun olabileceğini (trombo flevit) söyledi, tabii bu hastalığı hiç bilmiyordum. Bu yüzden ciddi bir rahatsızlık olarak hiç düşünmedim ama gerçek buydu. Ambulans çağırdık, yürüyemiyordum, ambulans geldiğinde nabzım 130'un üzerindeydi, tansiyonum ise çok düşük, ateşim 38.8 idi. Hastaneye gittik ve muayene ettiler. Ardından da hastaneye yatırdılar. Dahiliye doktorumla kadın doğum doktorum benimle ilgileniyordu, bense sürekli bebeklerimin bir şeyi yok değil mi diye soruyordum. Ateşimi düşürmeye çalışıyorlardı ama düşmüyordu. Bacağımı ise kıpırdatamıyordum bile. Aşırı kansızlık sorunum için kan vermeye karar verdiler ve kan aldığımın akşamı ateşim yine yükseldi. Bir düşüyor bir yükseliyordu, zaten ayağımı kıpırdattırmıyorlardı ve yükseğe kaldırmışlardı. Derken ilk doplerimizi hastaneye yattığımız gün çektirmiştik ve temiz çıkmıştı. Bir kaç gün daha hastanede kalacağımı ve tekrar dopler yapılacağını söylediler. Tedbiri elden bırakmamalıyız diye düşünüyorlardı. 1 hafta sonra tekrar doplere girdim ve yine temizdi. Çok sevinmiştik, damarlarımda herhangi bir sorun yoktu. Ancak bebeklerin baskısı yüzünden olduğunu öğrendik ve doğuma kadar dayanacaksın dediler. Ben razıydım, bebeklerim iyiydi çünkü. 32 haftalık hamileydim ve eve gelmiştik. Ben hala yardımsız yürümekte zorlanıyordum, sürekli dinlenmemi ve bacaklarımı uzatmamı söylemişlerdi.

Bundan sonraki dönemimde ayni hamileliğimin başında olduğu gibi evde ve zor geçiyordu; gerçi doktorumuz sürekli moral veriyordu. Günler zor şekilde geçti ve 36 haftalıkken gittiğimiz kontrolde bebeklerin 1 haftadır hiç kilo almadıklarını gördük. Zaten karnım aşırı gergindi ve aşırı çatlaklar oluşmuştu artık karnıma dokunamıyordum çünkü çok canım acıyordu ki doktorum alma zamanımız geldi dedi ve ekledi çok iyi dayandın Derya diye.

Tarih 2 Eylül 2002 ve biz hastaneye gidecektik doğum için. Bu kadar zor bir hamilelik geçirdiğim için o sabah kuaföre gitmek istedim. Nitekim eşimin yardımıyla gittim. Süslenerek hastanenin yolunu tutmak istiyordum moral olsun diye. Yola çıkma vaktimiz gelmiş ve yanımızda gelecek olanlarla birlikte taksiye bindik ama benim aklımda hep annem vardı, bende anne olmaya gidiyordum ve korkuyordum. Hastanede yatış işlemlerimiz yapıldı, odama çıktım. Yatağa kurulduk. Kalabalık bir kadro bekleyecekti beni dışarıda, zira herkes gelmişti (teyzemler, ailem, eşimin ailesi, sonra ziyaretçilerimiz) Saat 16:00 civarında aşağıya ameliyathaneye alınmıştım. Çok tatlı bir kadro karşıladı beni hemşireler vesaire herkes çok tatlı ve sevecendi. Biraz sohbet ettik ve hamileliğimde toplam 13 kilo almama hayret ettiler (kusmaktan almaya fırsat kalmadı ki). Ardından hiç bir şey hatırlamıyorum, bebeklerim doğmuş, ben ameliyattan çıkmıştım. Uyandığımda bebeklerimi sordum ve anlatılamaz bir mutluluk yaşadım. Bebeklerim yanımdaydı ve kuvöze girmelerine gerek kalmamıştı. İlk doğan, yani Selim 2440 gram 48 cm ve 16:35 de doğmuş Yavuz ise 2550 gram 50 cm 16:36 da doğmuş ve aramıza katılıp ailemizi iki misline çıkartmışlardı ben daha ayılmadan.

İşte bu kadar zor geçen bir hamilelikten sonra muhteşem bir haberdi bu ve şimdi her gün biraz daha büyüyorlar ve yaramazlar da doğrusu. Uyumamak için tüm güçleriyle mücadele ediyorlar. Onları çok ama çok seviyoruz (Sevgili Anneciğim seni simdi daha iyi anlıyorum).

Avrupa Hastanesi doktoru olan ve hamileliğim boyunca yanımda olup destek veren Dr. Herman İşçi'ye yaptığı her şey için çok ama çok teşekkürler ve tabii destekleriyle sürekli yanımda olan eşime de teşekkürler...

Unutmadan: sezaryenden çıktıktan sonra narkozun da etkisi ile bebeklerimi sormuşum. Ardından iyi olduklarını duyunca bundan sonrada ikiz kızlarım olur inşallah demişim. Herkes şaşırmış bense ardından amin desenize demişim. Tabii herkes amin demiş. Uyanırken etrafımda olan herkese bir şeyler söylemişim yani içimi dökmüşüm. Aman uyanırken kimse yanınızda olmasın dikkat yani.