6,5 yıllık flört, nişanlılık dönemi sonunda 26 yaşında evlendim. Dört yıllık evlilik sonunda eşimin baba olma arzusu ve aile baskısı ile henüz anneliğe hazır değilken hamile kaldığımı öğrendim. Bizim için sürpriz bir haber oldu bu. Doğum kontrol hapı kullanıyordum ve yeni bırakmıştım. Ve doktorum hemen hamile kalamayacağımı çünkü 4 yıldır hiç kesintisiz kullandığım için en az 3 ay geçmesi gerektiğini söyledi. Kasılma ve sancı şikayetleri ile kontrole gittiğimde önce kist olma ihtimali üzerinde durulurken hamile olduğum ortaya çıktı. Bende inanılmaz bir şok etkisi yaptı bu haber ve tansiyonum düştü, muayenehanede kendimden geçtim. Bir hafta kendime gelemedim. İnanamıyordum, anne olacaktım. Eşim ise baba olmanın sevinci ile haberi herkese müjdeliyordu. Tebrikler, kutlamalar....Halbuki benim ruhsal durumum ile ilgilenen yoktu.
Hamilelik dönemim çok rahat geçti. Oğlum bana hiçbir sıkıntı yaşatmadı sağolsun. Ne mide bulantısı, ne aşerme, ne kramp, ne de uykusuzluk. Hiçbir sıkıntım, ihtiyacım yoktu. Eşim sürekli ilgi ve şefkat gösterdi. Kontrollere muntazam olarak gittik. Ultrasonlar çektirdik. Normal ve sağlıklı bir bebeğimiz olacaktı. Doktorun da etkisi ile normal doğum olması konusunda karar verdik. Bense nasıl anne olacağım, iyi bakabilecek miyim, nasıl büyüyecek düşünceleri ile 9 ayı tamamladım. Bir yandan kendimi motive etmeye çalıştım; herkes nasıl oluyorsa bende olacağım ve öğreneceğim, diğer annelerden ne farkım var diye.
Doğumum biraz zor oldu. Aslında herkes için zordur bu olay ama nedense sorulduğunda herkesin ki başkasınınkinden daha zordur. 19 Mart 2000 günü Kurban Bayramının 3.günü öğleden sonra sancı ve kasılmalarım başladı. Hastaneye gittik ve muayene sonunda erken alarm denilerek geri gönderildik. Akşam üstü kasılmalarım daha çok arttı ve sancılar inanılmaz oldu. Tekrar gittik ve bu sefer izlemeye almaya karar verdiler. 21.00’de suni sancılar vermeye başladılar ancak bende bir türlü yeterli açılma olmadı. Benden sonra gelenler doğum yapıp gidiyorlardı, bense hala açılma olmasını bekliyordum. İnanılmaz moralim bozuktu ve sürekli ağlıyordum. Normal doğumdan vazgeçtiğimi sezaryen ile almalarını söyledimse de dinleyen yoktu.
Her şeyin iyi olacağını, merak ve endişe etmememi söylediler durdular. Eşim sürekli yanımda moral vermeye çalışıyor, elimi tutuyordu, bense ona bağırıp çağırıyordum “ ne hallere düştüm senin yüzünden, istemiyorum seni, defol git” diye. Artık zaman kavramı bile kalmamıştı, en sonunda yeteri kadar acı çektiğim düşünüldü ki beni almaya karar verdiler. İçeriye girdiğim anda tamam bitecek bu iş nihayet kurtulacağım bu acıdan derken ıkınmayı beceremedim bu seferde. Doktor ıkın dedikçe ben de tık yok. Ne yapacağımı şaşırdım bir yandan ağlıyor bir yandan da doğuramayacağım, burada öleceğim diye bağırıyorum. Müdahale ile –epeyce dikiş atılmasına neden oldu- doğum gerçekleşti. O kadar kötü durumdayım ki bebeğimin ağlayan sesini bile duyamadım, hemen alıp götürdüler. Benim dikişler atılırken bir yandan doktorlara soruyorum iyi mi sağlıklı mı ağladı mı?...
Doktorlarda ‘Ortalığı birbirine kattın, ne oldu işte, bitti, değdi mi?’ diye dalga geçip gülüyorlar. Ama o andaki rahatlama ve acıların bitmesi duygusu inanılmazdı. Adeta bulutların üzerinde gibiydim. Odama geldiğimde ise anında uyumuşum. Uyandığımda bebek karyolasında yatan kapkara, ufacık çirkin bir şey gördüm ve ne yalan söyleyeyim “ bu muydu bana bu kadar acı çektiren” dedim. İnanılmaz bir bir ay geçirdim ve doğum sonrası depresyonu yaşadım. Evde kapalı kalmak ve lohusalık dedikleri saçma sapan şeyi bana yaşatmaya çalışanlardan nefret ettim. Haftasında eşime beni dışarıya çıkarmasını söyledim. Ara ara dışarıya çıkarak şöyle bir sokaklarda gezmek bile rahatlamamı sağladı. Neyse ki yalnız değildim, annem sürekli yanımdaydı ve bebeğin bakımı ile uğraşıyordu. Bense hala nasıl anne olacağım düşünceleri ile baş başaydım.
Geceleri emzirmek ve 2 saatte bir uyuyup uyanmak inanılmaz zor geliyordu, eşim de bana sürekli destek olmaya çalışıyordu.
Ben annelik pratikleri yaparken, 2 aylık olan oğlumun kalbinin delik olduğu tespit edildi. Sürekli kontrollere gittik ve 1,5 yaşında delik kendiliğinden kapandı. Yeniden doğduk adeta.
Yaşadığımız olaylar ve endişe benim anneliğe adapte olmamı ve elimden geleni yapmaya çalışmamı sağladı. 2,5 yaşında ilk ameliyatını yaşadı. Sol kulağına tüp takıldı ve geniz eti alındı. Aralık ayında ise 2.ameliyatını yaşadı, sık idrar enfeksiyonu olması nedeniyle zorunlu sünnet oldu ve inmemiş testisleri indirildi. Bağışıklık sistemi zayıf olduğu için sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu oluyor. Sürekli antibiyotik kullanıyoruz. 3 yıldır hastane hastane geziyor bir sürü test ve tetkikler yaptırıyoruz. Oğlum artık ne zaman hastaneye gidecek olsak “kan almasınlar” diye ağlamaya başlıyor, işte o an içim yanıyor. Elbette ki daha kötü durumda olanlar ve sağlık sorunlarıyla mücadele edenler var. Onları çok iyi anlıyor ve üzülüyorum. Sürekli dua ediyorum kimseye tedavisi mümkün olmayan hastalık vermesin Allah diye.
Sonuç itibari ile oğlumun yaşadıkları tüm olumsuz olayların tek suçlusu olarak kendimi görüyorum. Ona güzel bir hamilelik dönemi yaşatmadım, adeta istenmediğini belli ettim. Sürekli nasıl anne olacağımı düşünmekten onun karnımda yaşayacağı duyguları hesaba katmadım. Bunun içinde kendimi hiçbir zaman affetmeyeceğim.Şimdi ise canımdan çok sevdiğim ve hayatımı değiştiren oğlum için elimden geleni yapıyorum. Şayet ona bir şey olursa yaşayamayacağımı çok iyi biliyorum artık.
Bu satırları da onun 3.yaşını buradan kutlamak için yazıyorum. İyi ki doğdun Emre'm, evimize güneş oldun, inşallah bu güneş hiç sönmez ve uzun ve sağlıklı bir hayatın olur. Tek dileğim bu, seni çok ama çok seviyorum.