Nasıl yazılır, nasıl anlatılır ki bu duygu... Seni ÖLESİYE SEVİYORUM ve bu beni korkutuyor TOSTOSUM.

1991 de tanıştım eşimle. 1996 yılında evlendik. Bebek yapma fikri uzun zaman konuşulmadı bile aramızda. Arada bir eşim arkadaşlarıyla karar verip 2000 yılı için tarih belirler sağolsun beni de haberdar ederdi o kadar. Zaten bende bebek düşkünlüğü filanda yoktu. Aksine soğuk bakardım bebek olayına. Ancak zaman ilerledikçe annemin bebeğimiz olmayacağı artık tedavi görmemiz gerektiği düşüncelerini ablam aracılığı ile bana bildirdikten sonra eşimle ufak ufak konuşmaya daha sonraları ufak ufak tartışmaya başlar oldum.

Veee aramızda hiçbir karar almaksızın korunmayı bıraktık. Hem korunma hem kendine dikkat etme hem hasta ol ve sonuçta bir sürü ilaç içmek durumunda kal. Öyle hastayım ki midem bulanıyor, halsizim, başımı kaldıramıyorum. Doktora gittim. Doktor hamile olmamdan şüphelendi. Aradı taradı bir şey bulamadı ama hamile olduğumdan bir o kadar da emindi.

Uzun uğraşlar sonunda hamile olduğumu ultrasonda gördük. Kalbi pıt pıt atıyordu.

Doktora ilaç içtiğimi söyledim. Saydık tam 32 adet. Bir şey olmaz dedi DOĞSUN. Sakat olma ihtimali yüzde bilmemkaç. Kadın öyle rahat ki. Akşam eve geldim. Tekrar doktoru aradım. Uzun uzun konuştuk yine sonuç DOĞSUN....

( Bu doktor hanım ve gittiğim hastane Ankara’da ünlü ve özel bir hastane)

Eşim şaşırmış durumda. Hiç yorum yapamıyor. Ablamı arayıp müjde mi değil mi belli olmayan durumu anlattım. Başka birine gidip durum değerlendirmesi yapıp ona göre karar verelim dedik. Karar aldım kesinlikle özel hastaneye gitmeyeceğim. Ertesi gün ssk hastanesi başhekim yardımcısı bayan kadın doğum doktorunun yanında idik. Sağolsun her olabilecek ihtimali tek tek anlattı. Sonuç ALINACAK..... (ufacık bir riski bile göze alamadım.)

Kürtaja karar verdikten sonra doktorumuz bize güvendiği bir doktoru tavsiye etti.

Gittik kürtaj başlayacak elektrik kesildi. Zaten o doktoru da pek tutmamıştım. Çıktık.

Ablamın çok sevip güvendiği doktoru arayıp randevu alalım dedik. O yapsın kürtajı.

Aradık. Doktor ölmüş. İlk gittiğim hastaneye gidip orada yaptıralım bari dedik. Kadın doğumcu işten ayrılmış vs vs...

Tekrar SSK‘ya gidildi. Başhekim yardımcısı doktordan rica edildi. (Kendisi yapsın istiyorum ama kürtaja girmiyormuş.) Rica minnet kabul etti sağolsun. Öğleden sonra sakin bir saat için randevu verdi. Operasyon başladı. Ancak kullandıkları bir alet bana uymadı. 30 dk kadar bekledim bana göre olanının bulunması için. Kürtaj bitti. Doktor, o yıllarca olması için dua ettiğim, ne benim ailemde ne de eşimin ailesinde olmadığı halde ben ısrarla Allah'a yalvarıp istediğim ikiz bebeklerimi almıştı. Hiçbir muayenede ikiz olduğu görülmemişti. Kürtaj bittikten sonra öğrendim durumu. Çok ağladım ama baştan bilseydim yine aldırır mıydım bilmiyorum. Tuhaf bir durum yani bir sürü aksilik. Hayırlısı mı oldu bilmiyorum.

Ama o canlarım doğsaydı, tostosum olmayacaktı diyorum. Hiçbir bebeği bu kadar sevemem gibi geliyor....

Tostosuma hamile olduğumu iş yerinde yaptığım test ile öğrendim.

Hiç bir şey hissetmedim.

Arkadaşlarım aile çevrem hepsi sevinçten çığlık atarken ben ruhsuz ruhsuz bakıyordum. Eşim benden beter. Şaşkın şaşkın dolaşıyor ortalıkta...

Hemen doktor arayışına geçtik. Ben eski deneyimim sonrası yine ssk hastanesi yine ssk hekimi olacak diye tutturdum. Gerçekten de çok iyi bir doktor bulduk. Ancak doğumu ssk da ayarlamak istemiyordu. Özel hastaneye gelip yaptırabilirdi ve ücreti de inanılmaz fazlaydı. Vazgeçmek zorunda kaldık tabi. Bulduğumuz doktor ssk da ve doğuma girebileceğini söyledi. Anlaştık.

Bu arada yavaş yavaş hamilelik havasına girmeye başlamıştım. İlk muayeneden sonra diğer muayenelere gitmek için eşimde bende sabırsızlanmaya başlıyorduk. Onu ultrasonda görmenin keyfini birtek sizler bilirsiniz.

Havaya girdik artık hamileyim kabullendim. İşyerinde her şeyi boşladım bütün günlerim bilgisayar karşısında, internette bebek sitelerinde geçiyor. Bulduğum bütün kitapları okuyorum.

Biraz daha zorlasam çocuk doktoru veya jinekolog alacağım. O derece yani.

Bu arada yıllardır hayal ettiğim kiloları da almaya başlıyorum yavaş yavaş. Doktorum izin verse daha çabuk şişmanlayacağım ama kızıyor tabi. Dengeli kilo almak lazımmış. Bir tek bu konuda kızıyorum doktoruma. 30 yıldır sıska gibi dolaşıyorum, hazır fırsat çıkmış müsaade yok. Üstelik dikkatte etmeliyim. İlk 3 ay çok zorlandım gerçekten. Mide bulantısından öldüm.

Kışın ortasında cam kapı açık yattık. Ne o hava almam lazım....

Üç ay sonunda her şey daha da güzelleşti. Bulantılar bitti. Kilo alıyorum. Sürekli iltifat duyuyorum. İşyerimde müşteriler ve çalışanlar dahil herkes bana hamileliğin ne kadar yakıştığını söyledikçe daha bir mest oluyorum. Cidden güzelleştirdi mi ne?

Erkek çocuk istiyoruz ama kimseye söylemiyoruz tabi. Ne olur ne olmaz.....

Hislerime güveniyorum ama......

Bir ara doktorum henüz bize emin olmadığı için söyleyemiyor, ’asker selamı veriyor bu çocuk’ dedi ama üzerinde durmadı. Cinsiyetini öğrenme vakti geldiği gün eşimin heyecanı görülmeye değerdi. Erkek olacağını öğrendiği an derin bir oh çekti. Bense ağlıyordum.

Öyle hareketli 9 ay geçirdim ki etrafım beni frenlemese kesin erken doğum yapmak zorunda kalacaktım. Bebeğimin tüm alışverişi, evimin bebeğime hazırlanması, boya badana, temizlik..

Her şeyle ben ilgilendim. Çok istediğim Amerika seyahatini bile bu dönemde yaptım. Bir dakika dahi oturmadım desem yalan olmaz. Yinede bir mutluyum bir mutluyum sormayın.

Doğuma 5 gün kala işten ayrıldım. Toplam 4 ay işe gitmeyecek şekilde ayarladım herşeyi. Herkesle vedalaştım ve evime gidip bebeğimi beklemeye başladım.

Doktorum 29 mayıs için tarih vermişti hem sürem dolmuştu hem doktorum o gün nöbetçi idi.

Ancak 25 mayıs da çok az bir akıntı oldu. Doktorum biraz bekleyelim dedikten sonra akıntı çoğaldı. Gece 23 gibi hastaneye gitmemiz gerektiğini kendisinin gelemeyeceğini büyük ihtimalle doğumun başlamış olduğunu söyledi. Biz kimseye haber vermeden eşim ve ben

Hastane gittik. Doktorum bu arada hastaneyi arayıp bilgileri vermiş. Benimle ilgileneceklermiş.


Bilirsiniz ssk hastanelerini. İnsana insanlık dışı her muammele yapılır. Bu yüzden doktorum olmadan nasıl olacak diye çok korktum. Korktuğum gibide oldu. Başta insanlar klasik ssk tavırlarını takınmışlardı ki x beyin özel hastası olduğumu söyleyince toparlanıp ilgilenmeye başladılar. Yanımda eşimden başka kimse olmadığı için ben hazırlarlarken benimle kalmasına izin verildi. Yeşil önlüğü giydikten sonra nadiri öpüp vedalaştık. O kadar rahatım ki anlatılmaz. Beni hemen ameliyathaneye alıp masaya yatırdılar. Ve gecenin sürprizi bana göre..

Parada ve hastane olayında anlaşamadığımız doktorun nöbetçi olması ve doğumu onun yaptırmasıydı. (Birşeyi gerçekten yürekten isterseniz oluyor.)

Doğum, doktorumla kararlaştırdığımız gibi epidural sezeryan olacağı için anestezi uzmanı..

Tek tek yapacağı işlemleri anlattı. Fonda müslüm gürses mi ferdi tayfur mu hatırlayamadığım bir müzik lahmacun kokuları (yemek yenecekmiş hazırlık yapılıyor.) Gülüşüp duran hastane personeli eşliğinde doğum başladı. Tavanda asılı olan metal bir şey aracılığı ile bende olup biteni bulanıkta olsa izleyebiliyordum. Güya çaktırmıyordum izlediğimi anlayıp engel olurlar diye. Hemşireler kendi aralarında benim doğuma pür makyaj gelmemin tuhaflığını tartışırlarken (25 mayısı 26’ya bağlayan gece saat 24.30) içimden gelen güçlü bir basınç eşliğinde bebeğim, canım, erkeğim ufacık bir çığlıkla hayata başlamış oldu. Hemşire ters tutmuş bana gösterirken hala çok pişman olduğum ‘çok çirkin’ sözlerim çıktı ağzımdan. Doktor bu gece doğan en güzel bebek bu demesi ile kendime geldim. Dedim ya bebeğim doğar doğmaz annesinde bu sözleri duyduğu için kendime çok ama çok kızıyorum. Onu bu şekilde karşılamamalıydım.

Doğum çok şenlikli, acısız sancısız bir şekilde çok kısa bir zamanda bitti. Bu kadar kolay olabileceğini bu kadar rahat olabileceğimi tahmin etmiyordum. Aklımda sadece bebeğim onu..

Yanıma almak öpmek sevmek vardı. Bir de burası ssk ya bebeğim karışırsa diye duyduğum endişe. Bu endişe yaklaşık 3 ay sürdü tuhaf bir biçimde. Neyse ki tostosum büyüdükçe bize öyle çok benziyordu ki, şüphelerimizden kurtulduk eşimle beraber.

Sabah 10 gibi oğlumu yanıma verdiklerinde göğsüme yapışmasıyla bende yeniden doğdum işte. Cidden yeniden doğdum ben...

Aşkım, erkeğim,kalbim,tostosum...

Sen bana ne yaptın böyle.

Öncelikle sana sonra bütün çocuklara olan duygularım tarif edilemez.

Ben senin sayende değiştim,senin sayende hayata bakışım değişti.

Senin sayende artık gazete, tv vs de gördüğüm tüm çocuk ve bebek haberlerinde kahroluyorum. Okuyamıyorum resimlerine bakamıyorum. Sürekli sebepsiz ağlıyorum.

Seni sevmekten öleceğim ben,

Allah'a yalvarırken bana düşkün olsun diye...

Sende benden beter çıktın bebeğim...

Akıl küpüm ,kalbim Allah seni ve tüm bebekleri korusun.

Benim gücüm yetmediği yerde seni onun şefkatine bırakıyorum.

İnşallah babanın ve benim hayal ettiğimiz gibi önce ailene sonra vatana hayırlı bir insan olursun ki, şu an güzeller güzeli, yakışıklı, zeki bir evlat annesi olduğum için nasıl gururlanıyorsam o zamanda yaptığın işler için gururlanayım.

Bunun için elimden geleni yapıyorum yapacağım tostosum....