Eşim Gökhan ile 08.07.1999 tarihinde evlendik. Evliliğimizin üzerinden 2.5 sene geçmişti ve artık mutlu evliliğimizin bir ürünü olmalıydı. Zamanı gelmişti ve ikimiz de kendimizi buna hazır hissediyorduk. Hiç unutmam, 2002 yılbaşını dışarıda eğlenerek, dans ederek geçirmeye karar vermiştik ve ben bütün gece sanki hissetmişim gibi alkolden uzak durmaya çalışmıştım.

O yılbaşı benim için çok özeldi gerçekten....Daha henüz 2 günüm geçmişti, test bile yapmamıştım ve ertesi günü de sabırsızlıkla bekliyordum. Evet, yeni yıla çok eğlenerek girmiştim ya, demek buna işaretmiş. Ertesi gün iş çıkışı hemen eczaneye uğrayarak gebelik testi aldım ve heyecanla eve gelerek uygulamaya koyuldum. Eşim de odada oturmuş, heyecanla sonucu bekliyordu. Testin “pozitif” çıktığı anı hiç unutamam. İnanamıyordum, hamileydim, bir çocuğumuz olacaktı. Banyodan gülerek çıktım. Eşim anlamıştı. Bunu paylaşmak için çok erkendi ama hemen telefona sarılarak ailemize, büyüklerimize müjdeyi verdik. Ertesi gün soluğu doktorda aldık. Ultrason görüntülerinde gebelik kesemin oluştuğu görülüyordu fakat kalp atış seslerini duymak için henüz çok erkendi. 15 gün sonra tekrar kontrole gelerek bebişimizin kalp atışlarını duyacaktık. Çok sevinmiştim, hamile olduğum kesindi artık.

Tahliller, kontroller derken 11.haftaya kadar geldik. Hamileliğimin yaklaşık 3. ayında yaptırdığım “ikili test” in sonucunun negatif çıkması gerekirken “pozitif” çıkmıştı. İnananamıyorduk. Oysa herşey çok güzel gidiyordu, bu da neydi?

Bebekle ilgili bir problem mi vardı yoksa? Bu test sonucu ile ilgili olarak doktorumu hemen telefonla aradım ve duyduklarım karşısında elim ayağım buz kesti sanki...Doktorum “amniyosentez” öneriyordu. Test
değerleri normalin üzerinde olduğundan, bebekle ilgili bir sağlık problemi olup olmadığı bu işlem ile anlaşılacaktı. Bunu yaptırmak zorundaydım, kaçışım yoktu. Beni asıl endişelendiren, amniyosentezin 1000/1 oranında düşüğe sebebiyet verebilen bir operasyon olmasıydı. Fakat bu testi yaptırmak zorundaydım, bebişimin sağlığı ile ilgili bir riski göze alamazdım. 4.ay civarında bu testi yaptırdık. Bebişimin içinde bulunduğu keseden su almışlardı ve incelemeler için 15 gün beklemem gerekiyordu. Bu 15 gün boyunca hiçbir şekilde ümitsizliğe kapılmadım, kendimi olumsuz bir sonuç için bile hazırlamaya çalıştım. Amniyosentez işleminde bebişimin cinsiyeti de belli olmuştu. İnanıyorduk ki, bizim oğlumuz sapasağlamdı ve bunu da atlatacaktık. 15 gün sonra beklediğimiz sonuç gelmişti : Test sonucu negatifti, yani oğlumuz gayet sağlıklıydı, hiçbir problem çıkmamıştı. Biliyordum, bekliyordum böyle bir sonucu. Fakat o kadar sevinmiştim ki, artık hamileliğimin tadını çıkarma zamanı gelmişti. Kendime hediye olarak ertesi gün hemen alışverişe çıktım ve çok cici hamile kıyafetleri aldım. Hamileliğimle ilgili hiç unutmayacağım diğer bir olay da, yine şeker testlerinde değerlerin çok yüksek çıkması sebebiyle 3 saatlik şeker testini tekrar yaptırmam gerektiğidir. Bu 3 saat içinde tam 4 kez kanım alınacaktı.İğne fobisi olan bir insan olarak, bu durum beni bayağı üzmüştü. Fakat bir bebeğin sağlığı söz konusuydu, bu teste de girmek zorundaydım. Çok şükür, bu testten de alnımın akıyla çıktım. Diyete bile girmeme gerek kalmamıştı. Artık sonlara yaklaşıyorduk, karnım iyice büyümüş, oğlumun hareketleri oldukça fazlalaşmıştı. Hamileliğimin başından beri normal mi, sezaryen mi olsun diye düşünmekten yorulmuştum. Normal doğumu pek kaldıramam diye düşünüyordum ve korkuyordum. Doğumumdan 2 hafta önce kararımı vermiştim: sezaryen olacaktı. 23.08.2003 tarihine karar verdik eşim ve doktorum Arkun Hanlıoğlu ile.

Doğumumdan 1 ay evvel işimden temelli ayrıldım. Bebeğime ben bakacaktım. Bunu her zaman istemiştim. Son 1 ayımı gayet rahat, dingin geçirdikten sonra, beklenen gün gelip çatmıştı işte...Sabah erkenden hastanedeydik. Hastaneye giderken çok heyecanlı olduğumu hatırlıyorum. 08.00’da odamızdaydık. Annem, kardeşim, eşim ve eşimin ailesi ile birlikte heyecanla beklemeye başladık.

Önce bebeğimin kalp atışlarını dinlediler ve sonra yeşil ameliyat önlüğünü giydirdiler üzerime. Bu anların bir an önce bitmesini diliyordum. Bir yandan çok heyecanlıydım, en fazla yarım saat sonra çok merak ettiğim bebeğime, oğluma kavuşacaktım. Bir yandan da korkuyordum. Çünkü hayatımda ilk defa bir ameliyata giriyordum. Bu ameliyat diğerlerinden farklı ve çok kısa olacaktı ama olsun sonuçta bir narkoz alacaktım. İşte...08.30’da beni masaya yatırdılar ve asansöre bindirerek ameliyathaneye götürdüler. Orada doktorum sevgili Arkun Bey beni bekliyordu.

“Şimdi biraz uyuyacaksın” dediklerini hatırlıyorum. Bir de uyandığımı ve “bitti mi, bebeğimi aldılar mı?” dediğimi. Odama çıktığımda sarhoş gibiydim, gülümsüyordum, çok mutluydum, bebeğim doğmuştu ve ameliyat bitmişti. Karnımdaki acı umurumda değildi,heyecanla oğlumu bekliyordum. 10 dk.kadar sonra oğlumu getirdiler. Aman Allah’ım,bu nasıl bir duygu, bu nasıl bir mutluluktu? Bu ne tatlı bir bebekti böyle? Tarif bile edemem o anda duyduğum mutluluğu...Minicik yavrum elimdeydi ve benden süt bekliyordu. Annelik müthiş güzel bir duygu. Bir evlada sahip olmak, dünyadaki en güzel,en huzur verici şeymiş. Canım Kaan’ımı her kucaklayışımda “keşke daha önce doğursaymışım” diyorum. Kaan’ımız şu an 14 aylık ve inanılmaz tatlı bir bebek.

Masmavi gözleriyle ülücükler attığında mutlulukların en güzelini, aşkların en büyüğünü yaşıyorum.