Herkese merhaba,
Ben Saadet 13 aylık Ecenaz ın annesiyim.

Eşimle beraber çocuk sahibi olmaya karar verdiğimizde 1,5 yıllık evliydik ve maddi manevi olaya hazırdık. Artık başkalarınn bebeklerini sevmekten bıkmıştık. Hem onların çocuklarını istediğimiz gibi mıncıklayıp sıkıştıramıyorduk. Bu kararı aldıktan hemen sonra ben sıkı bir araştırmaya giriştim. Hamilelik ve bebekle ilgili kitaplar aldım, internetten sayısız doküman indirdim. Ancak bir yıl sonra hamile kalabildim. Doktorumu önceden belirlemiştim.
Hamileliğim son derece rahat ve eğlenceli geçti. İş yerinde çok rahattım, arkadaşlarım sağ olsunlar bana her türlü kolaylığı gösterdiler. Amirlerim de bana neredeyse hiç iş vermediler. Bütün kaprislerimi de iş arkadaşlarım çekti hep. Canım çeker diye sürekli bir şeyler alıp geliyorlardı. Kışın ortasında Diyarbakır’dan karpuz bile ısmarladılar ama maalesef Diyarbakır kar altındaydı! Hepsine ayrı ayrı çok teşekkür ederim buradan. Kocacığım da bir dediğimi iki etmedi ama ben yine de kaprisimi yaptım. Kapris yapmak şart, başka ne zaman fırsat olur!

Bu arada belli haftalarda ultrasona girdim. Ancak son girdiğimde üzücü bir haberle karşılaştım. Plasentam yaşlanmış ve artık bebeği beslemiyormuş. Bel bölgesinin gelişimi 2,5 hafta geri kalmış ve bebek düşük kilolu doğacakmış. Ultrason uzmanı üzülecek bir şey olmadığını söyledi ama dinleyen kim. Eşim de ilk kez yanımda değildi., eve gidene kadar ağladım. Zaten hamilelik yüzünden sulugöz bir şey olmuştum. Sonra hemen doktorumu aradım. Önemli olmadığını, bebeğin esas gelişimini tamamladığını ancak bu şartlar altında bebeğin daha fazla içeride kalmasının bir faydası olmadığını söyledi. Suni sancı ile doğumu başlatmaya karar verdi. Bunun için de 25 temmuz 2002 tarihine randevu verdi. Ancak tam bu sırada laboratuvardan tahlil sonuçlarım geldi ve doktorum doğrudan sezaryen olmamın bebek için en sağlıklısı olacağını söyledi. O zamana kadar kendimi tamamen normal doğuma hazırladığımdan acayip kötü hissettim kendimi. Normal doğumu o kadar çok istemiştim ki doğum kursuna bile gitmiştim. Hatta bir derse eşim de gelmişti.

Sezaryen fikri çok korkutmuştu beni. Kendimi hazırlamaya zamanım da yoktu. Karar verildikten sonraki üç gün çok zor geçti. Bebeğim için en iyisi buydu, bunu biliyordum ama yine de ameliyat fikrine alışabilmek imkansızdı. Doğuma en mutsuz giden anne bendim herhalde. Bavulum hazırdı, 25 temmuz sabahı 8:30 da annem, babam ve eşimle beraber ankara güven hastanesine doğru yola çıktık. Korku içindeydim itiraf etmeliyim, benim dışımda herkes ise pür neşe içindeydi. Önce odamıza yerleştik sonra hemen beni giydirdiler. En son doktorum geldi ve bebeğin kalp atışlarını dinledi. Bunlar yapılırken hep beş karış suratlıydım tabii. 1 saat sonra sedye ile beni almaya geldiler. Eşimden benimle ameliyathaneye kadar gelmesini rica etmiştim. Ameliyathane kapısında vedalaşırken ağlamamak için kendimi zor tuttum. Gözüm bozuk olduğu için tam seçemedim ama galiba eşimin gözleri doldu biraz. Ameliyathane herkesin anlattığı gibi derindondurucu havasında değildi hatta terlediğimi hatırlıyorum. Özellikle de üzerime yeşil bir çadır kurduklarında acayip bunalmıştım. Daha sonra anestezistim benimle konuşmaya başladı. Biraz sohbet ettik bu arada ben onun kirpiklerine takılmıştım. Oldukça uzun kirpikleri vardı en azından yattığım yerden sadece bir çift kirpik görünüyordu sadece. Benden sayı saymamı filan istemedi sadece değişik bir koku ya da tat alacağımı söyledi. Dediği gibi de oldu, o anda tavan döndü ve işlem tamamlandı. Ameliyathane çıkışında biraz ayılmıştım sanırım doktora kız olup olmadığını sormuş olma ihtimalim yüksek.

Hiç de düşük kilolu olmayan, her yeri tam gelişmiş 3 kilo 220 gram ağırlığında ve 48 cm boyunda nurtopu gibi bir kızım olmuştu. Sevgili doktorum Murat Ergün’e buradan sonsuz teşekkürler!

Önceki hayatım bitmişti ve yeni hayatıma gözlerimi yavaş yavaş açıyordum. Onu ilk gördüğümde ne hissetiğimi maalesef hatırlamıyorum narkoz yüzünden. Keşke o anı daha bilinçli yaşama imkanım olsaydı ama buna da şükür. Dünyanın en güzel yaratığının annesiyim ben, allah tan başka ne isterim. Üç evin kraliçesi Ecenazım hayatımıza hoş geldin. Seni çok seviyorum.