18.08.1998 yılında canım eşimle tanıştık. 28.08.1999 yılında da evlendik. Bizde birçok çift gibi hemen çocuk istemiyorduk ama kendimizce bir süre de belirlememiştik. 1 yıl geçti, 2 yıl geçti bizde hala tık yok etrafımızdaki herkes hadi artık diyordu. Herkes iki laf arasında çaktırmadan bize laf sokuşturuyordu. 2001 yılının ramazan ayıydı bir akşam eşime biz ne zaman çocuk yapıcaz dedim bilmem zamanı gelince yaparız dedi. Tamam işte dedim o zaman ne zaman diye sordum. Bilmiyorum dedi. Sonra birlikte karar verdik Ramazan Bayramından sonra çalışmalara başlayacaktık. Ben doğum kontrol hapı kullandığım için birkaç ay zaten olmasını beklemiyorduk sözde. Ama ben daha ilk aydan olmadı diye üzülmeye başlamıştım. Bu tam 9 ay böyle surdu. Ben her ay bu ay hamile kalıcam diye ümitler bağlarken hep boşa ümitlenip duruyordum. 6. ayda çocuğum olmuyor diye doktora gittim. Doktor nerdeyse bana gülecekti. 6 ayda çocuğun olmayacağını nerden çıkardın dedi. Yinede bana ve eşime bazı tahliller yapıldı her şey normal çıktı. Doktor 1 yılı doldurun eğer hala hamile kalamamışsan o zaman gel dedi. Denemelerimizin 8. ayında bir düşük yaptım. Düşük yaptığımı ise çok geç anladım. Artık umutlarım iyice yok olmuştu. 9. ayda ise önce eşimin ailesinin yanına sonrada benim ailemin yanına tatile gitmiştik. O yüzden o aydan hiç ümidim yoktu. Adet olmam gereken günde bir düğün için hafta sonu Antakya’ya gitmiştik. Düğünde bir karış topuklu ayakkabı giymiş hop hop hopluyordum. Eşimse bana dur oynama deyip duruyordu eğer hamileysem düşüreceğimden korkuyordu. Bense her ay bekliyorum olmuyor nasıl olsa bu ayda olmaz diyerek daha fazla oynuyordum. Sonunda eşim eğer hamileysen ve eğer bir kızımız olursa kesin Asena gibi olur diyordu. Pazartesi işe başladım her gün adet olucam diye bekliyorum tık yok. Eşime eğer hala adet olmazsam bir hafta daha bekleyip pazartesi günü test yaptıracağımı söyledim. Ama ben Cuma gününden bir arkadaşımla hastaneye gidip kan testi yaptırdım. Öğleden sonra saat 14:00te sonucu öğrenecektim. Kanı verip işyerime geldim. Herkesten bana dua etmesini istedim. Neyse kolumdan kan alındığı için kolumda küçükte olsa bir morluk vardı. Esimle aynı kurumda çalıştığımız için öğlen yemeğine de birlikte gidiyoruz kolumdaki o morluğu görmesin diye nasıl sakladığımı bilmiyorum bu arada saat 13:30 oldu test yaptırmaya birlikte gittiğim arkadaşım odama gülerek girdi. Bense çok yoğunum durmadan bir o telefon bir bu telefon konuşup duruyorum. Hayırdır neden gülüyorsun dedim . Hiç dedi. Ben yine telefonlara bakıyorum. Ne oluyor ya dedim. Bu arada aklıma birden test sonucu geldi ama daha saat erkendi. Ne oldu söylesene dedim. Test sonucu dedi. E daha erken dedim. 2 de telefonu açıcam dedim. Ben öğrendim dedi meğer hemşire kendisine telefon açmış bende merakla hadi söyle dedim. Tahmin et dedi. Nasıl ederim dedim. Negatif mi yoksa dedim. Her zamanki gibi herşeyin en kötüsünü düşünürüm. Pozitif dedi. Ben inanmadım ona yalan söylüyorsun şaka yapıyorsun değil mi dedim bunun şakası olur mu dedi. Boynuna sarılıp öyle bir ağladım ki şimdi bile tüylerim diken diken oldu. Hemen klübe ve gruba mail yazdım. Tabi yüzlerce tebrik maili aldım. Telefonlar susmuyor arkadaşlarım tebrik etmek için arıyorlardı. Ama ben kimseyle konuşamıyordum ağlamaktan. Henüz ne eşimin nede ailemin haberi vardı. Herkes onlara bu haberi nasıl vereceğimi soruyordu. Onlara bu haberi nasıl söyleyeceğimi tam bir sene önce düşünüp hazırlamıştım. Esime bebeğimizin dilinden bir mektup yazmıştım. Akşam eşimle eve ayrı ayrı gidecektik. Bu da benim işime gelmişti. Böylece mektubu gizlice posta kutusuna bırakabilecektim. Aslında eşimin hamileliğimi öğrenmesi ayrı bir hikaye bebeğim ve biz dergisine hamile kaldığımı nasıl söylediğimi ve mektubumuzu göndermiştim dergide yayınlanmıştı. Akşam eve gittim merakla eşimi bekliyorum bu arada heyecandan sürekli ağlıyorum. Neyse eşim eve geldi ama elinde mektup yok eşime posta kutusunda bir zarf vardı almadın mı dedim görmedim dedi iyi o zaman git al gel dedim yarın alırım dedi yok olmaz dedim belki önemli bir şeydir dedim hemen git dedim zorlada olsa aşağıya gönderdim eşim mektubu asansörde okumuş zil çaldı kapıyı açtım eşim bugün test mi yaptırdın dedi evet dedim hemen boynuma atladı ikimizin de gözleri dolmuştu eşim ailelerimizi arayalım dedi ama ben aratmadım çünkü hem onun hem de benim ailem için birer mektup daha hazırlamıştım ikinci gün hemen mektupları gönderdim. Her gün mektubu alsınlar da arasınlar diye bekliyorum önce kayınvalidemler aradı tabi herkes çok mutlu ve ağlıyor. Ne de olsa 3 yıldır bugünü bekliyorlar. Bir hafta sonra benim ailem aradı. Annemle babamım sesi titriyor. Babam bizi aramadan önce ağlamış heyecandan telefonumuzun numarasını bile unutmuş. Böylece tüm akrabalarımızın haberi oldu. Sağolsunlar hepsi telefonla arayıp tebrik etti.

Hamileliğimin ilk 3 ayı kusma ve bulantılar yüzünden çok kötü geçti. İlk doktora gittiğimizde henüz 6 haftalık hamile idim. O yüzden sadece keseyi görebilmiştik. Doktor bir ay sonra gelin kalp atışlarını dinleyelim dedi. 1 ay sonra gittik doktor ultrasonla muayene sırasında kese var bebek var ama kalp atışlarının görünmediğini söyledi. Daha ayrıntılı ultrason için doğumhaneye gittik. Tabi eşimi geçirmediler nasıl üzülmüştüm. Doğumhane dolu olduğu için sıra bekledik bu arada benim heyecandan tansiyonum düştü doğumhane de benim doktorum ve bir Prof. Dr.la birlikte vaginal ultrason muayenesi oldum. Prof. bebeğin kalbi atmıyor alınacak dedi o anda sanki kafamdan asağı kaynar sular döküldü sesimi bile çıkartamadan ağlamaya başladım. Doktorumsa hala kalp atışını bulabilmek için uğraşıyordu. Doktorum en sonunda prof.a hocam bebeğin kalp atışı var dedi. Makinanın sesini açtı odanın içinde güm güm diye oğlumun kalp atışlarını duyunca bu seferde mutluluktan ağlamaya başladım. Birkaç dakika içinde oğlumu kaybederken tekrar ona kavuştum. Eğer doktorum olmasaydı yaşayan bebeğimi kalp atışı yok diye alacaklardı. Muayene bitti doktorum elime ultrason çıktısını verdi her şey yolunda Petek Hanım dedi. Eşim dışarda meraktan dokuz doğurmuş beni bekliyordu. Tabi ağladığımı görünce kötü bir şey olduğunu sanıp ne oldu diye sordu bense sadece her şey yolunda diyebildim. Çünkü o kadar kötü olmuştum ki konuşmaya bile halim kalmamıştı. Bundan sonra hamilelikle ilgili büyük bir sıkıntım olmadı. Her hamile gibi benimde kramplarım kasık ve bel ağrılarım oldu. Artık sadece oğlumu ve onu nasıl doğuracağımı düşünüyordum. Gerçi ben çok önceden sezeryanla doğurmaya karar vermiştim ama etrafımdaki herkes normal doğum yapmam için bana baskı yapıyordu. Bense sonuna kadar direndim ve sezeryan kararımdan vazgeçmedim.
Normal doğum tarihim 16 Mayısı gösteriyordu ben sezeryanle doğuracağım için daha erken bir tarihte doğum yapmalıydım. Doktoruma 5 mayısta sezeryanle doğurmak istediğimi kendisi içinde bu tarihin uygun olup olmadığını sordum. Normalde sebepsiz yere sezeryanı kabul etmeyeceğini ama normal doğum yapmak istersem de o tarihlerde burada olmayacağını söyledi. O yüzden sezeryanle doğurmama sıcak baktı. Doğumdan bir buçuk ay önce kız kardeşim bir hafta önce de annem geldi. 4 mayıs günü çantamızı son bir kontrol daha yapıp bütün gün gezdik. Sonrada bir güzel banyoya girip duşumu aldım. Gezmeye gider gibi giyindim. Eşim, annem ve kız kardeşim benden daha heyecanlıydı. Sabah kahvaltı bile yapamamışlardı. Çantamızı alıp hastaneye gittik. Önce yatış işlemlerimizi yaptırdık. Sonrada odama çıktık ama henüz boşalmamıştı. O arada hastanenin kafeteryasında oturduk. Burnuma bir tost bir hamburger kokulaarı geliyor ki yemek yemem yasak ya açlıktan da öleceğim. Öğlene kadar hastanede gezdik. Saat 13:00 gibi odama çıktık eşyalarımızı yerleştirdik. Saat 13:30 ziyaret saatiydi. İlk ziyaretçilerim en yakın arkadaşlarım Rağibe ve Bedriye oldu. Antakya’dan Adana’ya benim için gelmişlerdi. Sonrada Babam, görümcem , eşi ve çocukları gelmişti. Doktor saat 14:00-15:00 gibi doğuma alacağız demişti. Ben o kadar sakindim ki hayatımda hiçbir zaman bu kadar sakin olmamışımdır. Eşim bendende heyecanlı annem ve görümcem ağlamamak için kendini zor tutuyor. Saat 14:30da hasta bakıcı geldi. Ameliyat elbisesini giymemi beni doğumhaneye götüreceğini söyledi. Üstümü değiştirmek için banyoya girdim. Annemde yanıma geldi. Sözde bana yardım edecek ama ağlamaktan başka bir şey yapamıyor annem çıktı bu sefer arkadaşlarım yanıma geldi. Neyse ben giyinip odadan çıktım odadaki herkesle öpüşüp sedyeye yatacağım. Herkes var ama eşim yok. Çocukları yukarı çıkarmadıkları için görümcemin eşi aşağıda kalmıştı onun yukarı çıkabilmesi eşim aşağıya çocukların yanına inmişti. Biz eşimi arayıp yukarı gelmesini söyledik ama eşim yukarı çıkana kadar beni asansöre bindirmişlerdi şöyle bir göz göze gelebildik sadece. Onunla konuşamadan doğumhaneye gittiğim için çok üzülmüştüm. Aşağı indik. Doğum öncesi bölümüne alındım. Koluma serum takıldı. Birkaç kağıt doldurdular. Orada beklemeye başladım. Herkes beni hemen doğuma girdim sanıyor ama ben orada yaklaşık yarım saat bekledim. Eşimde o odanın hemen dışında bekliyor ama ona ulaşamıyorum ben henüz doğuma girmedim merak etmeyin diyemiyorum. En sonunda anestezi uzmanı geldi bana epidüral sezeryan isteyip istemediğimi sordu istemiyorum dedim neden dedi bak öyle daha kolay deyip bana ayrıntılı şekilde anlattı ama ben korkuyorum o yüzden istemiyorum dedim Sonunda ameliyathaneye alındım. Oda çok kalabalıktı. Birileri benden kan alıyor birileri altıma bir bez yerleştiriyor durmadan sorular kağıtlar imzalatıyorlar. Doktorumun asistanı bebek kaç kilo olacak dedi geçen hafta 3 kilo 150 gramdı dedim. Eliyle karnımı şöyle bir yoklayıp bu çocuk üç buçuk kilodan aşağı doğarsa bende top sakal bırakacağım dedi. Durmadan benimle sohbet edip beni güldürüyorlardı. Hemşirelerden biri beni çok beğenmiş durmadan ne kadar güzel olduğumu söylüyordu. Ameliyathanede herkes vardı ama doktorum yoktu. Cansun Bey gelmeyecek mi dedim aradık birazdan gelecek dediler. Sonunda doktorumda geldi Petekçim seni çok bekledim dedi beni mi dedim bende sizi bekliyorum kaç saattir dedim. Neden birbirimizi bu kadar çok bekledik dedim. Bir yandan ellerini yıkıyor bir yandan da benimle sohbet ediyor. Herkes tamam derken bu seferde çocuk doktoru yok onu bekliyoruz. Sonunda oda geldi. En son doktorumun başlıyoruz dediğini hatırlıyorum uyandığımda yoğun bakımda yatıyordum. O kadar çok ağrım vardı ki anlatamam. Hemşire nasılsınız dedi iyiyim ama çok ağrım var dedim birazdan sizi odanıza çıkaracaklar orda ağrı kesici yapacaklar dedi. Hayal meyal hatırlıyorum hemşire tam 3 kez kadın doğum bölümünü arayıp beni almalarını söyledi ama gelen olmadı en sonunda biri geldi de beni odama çıkardılar. Eşim dışarıda beklerken saat 16:30da doktorun çıktığını görmüş bizi sormuş ikisi de iyi birazdan bebeği verirler demiş. Aradan yarım saat geçmesine rağmen bebeği vermemişler benide çıkarmadıkları için kesin ikisine de bir şey oldu demiş. Odamda bekleyenler ise kesin bunlara bir şey oldu deyip ağlamaya başlamışlar. Eşim ve babam sürekli hemşirelere bizi soruyormuş ama kimseden cevap alamamış. Bir ara hemşire babama bebeği giydiriyorlarmış demiş. Babamda gelinlik giyse bu kadar sürmez deyip kızmış. Doktorum odama gelmiş bebeğe ve bana bakmak için ikimizin de olmadığını görünce hemşirelere kızmış. Oğlumu giydirip orada soğuk bir odada tek başına bırakmışlar. Eşim dayanamayıp artık içeri girmiş orada pratisyen bir doktor içerde bir bebek var bakın belki sizindir demiş. İçeriye girince kıyafetlerinden bizim bebeğimiz olduğunu anlayıp kolundaki etikete bakmış bebeğimizi alıp yukarı çıkmış. Doğumdan önce anneme sürekli beni ve bebeği odada bırakıp sakın bir yere gitme bebeği kaçırabilirler demiştim sanki içime doğmuş gibi. Bebeğimi oradan alıp biri götürse kimsenin ruhu duymayacak. Üstelik eşim hemen dışarıda kapıda beklemesine rağmen. Odama geldiğimde bebeğim ağlıyordu onun sesini duyunca bende ağlamaya başladım. Beni yatağıma yatırdılar geceliğimi giydirdiler. Sonra arkadaşım Ragibe bana bebeğini gördün mü dedi hayır görmedim dedim bu anı daha önce binlerce kere düşünmüştüm acaba onu gördüğümde ne hissedeceğim diye. Bebeğini görmek ister misin dedi hayır dedim. Hala neden hayır dediğimi bilmiyorum. Ama o yinede bebeği görebileceğim şekilde bana gösterdi. O kadar güzeldi ki bembeyaz yusyuvalarlak bir kafa hatırlıyorum ve sürekli ağlıyordu. İlk gün sütüm gelmemişti. Oğlumsa bütün gece ağladı sabaha kadar susmadı. Doğum sırasında yaşadığım bu kadar aksilik tabi ki beni çok üzdü.

Oğlum Yiğitalp 3.550 gram, 50 cm dogdu ve şuanda 4,5 aylık maalesef huysuz bir bebek. Sanırım hamileyken yaşadığım stres ona da geçmiş olmalı ki genelde ağlayan bir bebek. Özellikle de yabancı birini gördüğü zaman hemen ağlıyor. Beni ve babasını çok iyi tanıyor. Eğer canı isterse çokta güzel gülücükler atıyor. Oğlumu çok seviyorum. İyiki doğurmuşum. Ona çokta kolay sahip olmadım. Geceleri onu uyurken seyretmek, boncuk gözleriyle bana bakışı, mis kokusu, bir gülüşü herşeye bedel.