Eşimle sevgimizin, mutluluğumuzun ikinci yılında bebeğimizin artık bizimle beraber olmak istediğini hissedince aşk bebeği olsun dedik ve bebiş yapmaya karar verdik.
Temmuz 2003 ‘de bebeğimizi çağırdık ama gelmek istemedi, derken Ağustos ayında da gelmek istemedi. Ben eczaneden test alıp yapıyordum ama tek çizgi çıkıyor ve çift çizgi çıkmasını diliyordum hayırlısıyla... Gebelik mail gruplarına üye oldum ve gebelik kursuna gittik eşimle bilinçli ve tecrubeli bebek adayı olabilmek, yaşadıklarımın cevaplarını bulabilmek için.
Kasım 2003 ’de tekrar bir test almak istemedim ama arkadaşımın ısrarına dayanamadım ve aldım. O gün eşim mesaideydi. Testi uyguladım teste bakamıyordum bile aynaya baktım elimde test dua ediyordum. ”Dayanıklı olmalıyım negatif sonuca” diye. Uzun bir süre sonra cesaretimi toplayıp teste baktım. Çizginin biri kıpkırmızı biri pembeydi. “Olamaz” dedim elimden testi bıraktım ve bakmaya devam ettim giderek pembe çizgi kırmızıya dönüyordu. Evin odalarında dolanıp duruyordum elimi yanaklarımda gezinerek. Bir o oda, bir bu oda!!! Ellerim titremeye başlamıştı, dayanamayıp ağladım öyle içten ağlamışım ki hıçkırıktan bebeği sarsıyorum sandım ve oturdum “bebeğim şimdi içimde misin?, bize doğrumu yol aldın?” diyerek hem ağlamamaya hemde inanmaya çalışıyordum.
Eşime nasıl söyleyecektim. Hemen bebeğimin ağzından küçük bir not yazdım, bir bebek resmi buldum ve testin üzerine yapıştırdım. Zarfladım posta kutusuna bıraktım. Eşime telefon açıp “posta kutusunun anahtarı bende yok gelirken postayı al” dedim. Saatler geçmiyordu. Apartmandan ayak sesleri geliyordu sesli ve hızlı. Eşim Zili çaldı ve ben utanarak kapıyı açtım elindeki kağıdı göstererek“ doğru mu?, kimin bu test, şaka mı?” diyip durdu. Gözleri açılmış bir şekilde göbişimi tutarak “Bebeğimiz geliyor” dedim. Hemen kucağına aldı ve beni kutladı. Ama şaşkınlığı geçmek bilmiyordu.
Kendi annemi aradık “Derya terfi etti” dedik ama onlarda işimden dolayı sanarak tebrik ettiler biz “Anneliğe” diyince çok heyecanlandılar. Eşimin ailesine gittik ve babasına “ne tür vasıfların var” dedi eşim. “Babalık, kocalık. vs saydı” eşimde “Bir tane daha eklendi DEDE oluyorsun” dedi… Gözleri doldu... Böylece heyecanlarımız bütünleşmişti...
İlk aylarımda kokulara karşı hassasiyetim vardı ama hiç kusmadım. 16. hafta ultrasonunda bebeğimizin erkek bir bebek olacağını öğrendik. 20. haftamda kıpırtılarını hissettim sanki bana birşeyler anlatmaya çalışıyordu. 23. haftamda göbişim artık bayağı belli olmaya başladı, minik oğlumuzu daha iyi görebiliyorduk artık. 33. haftamda göbeğimin üzerinden hareketlerini izliyordum. 37. hafta doktor kontrolümüzde pelvis çıkışı dar olmasından dolayı sezeryan kararını aldık. 1 hafta kalmıştı oğlumu görmeye, hissetmeye…
28 Haziran 2004 Hizmet Hastanesi’nde doğum öncesi hazırlıklarım yapılmaya başlandı. Ameliyat kıyafetini giyince dudaklarımı büzmemek için kendimi zorladım yoksa ağlamaya başlayacaktım. Evet minik oğlum belkide son nefesini almaya başladı içerde. Elimi göbeğime koyup bebeğimin artık yüzünü görmeye, süt kokusunu almaya belkide 10 dakika kalmıştı. Ve sedyem geldi sedyeye geçtim aileme el salladım şimdiye kadar büzdüğüm dudaklarıma artık hakim olamadım ve ağladım. Asansöre bindik eşim elimi tutup gözlerimin içine bakıyordu. Ameliyathane kapısında eşimle vedalaştık ve uzun bir karidorun sonunda beni ameliyathane odasına götürdüler. Kalabalık bir ekip vardı ama doktorumu görememiştim hala. Kendi aralarında şu ilaç şu kadar konulacak, monitördeki görüntülerin yorumu, kendi aralarında koşuşturmaları gördükçe hangi birini dinleyeceğimi şaşırdım. Korkmaya başladım bana sorular sormaya başladılar ama bilinçsizce cevaplamaya başladım aklım göbişimdeydi biraz sonra kesilecekti ve ben doğum yapmış olacaktım bebeğim yıkanacaktı, hamişliğim sona erecekti…
Anestezi uzmanı elimdeki kataterin içine bir ilaç verdi, koluma bir ağrı girmişti ağırlaşmıştı ve sonrasını hatırlamıyorum. Gözlerimi açtığımda sedyedeydim yine ve odama doğru götürülüyordum ama bilincim tam yerinde değildi. Cevap veriyor ama hatırlamıyordum o saatlerimi. Odama geldim annelerin gözleri sanki kızarmış ve ağlamış gibiydiler. Hepsini gördüm ama bebeğimi görmedim “doğdu mu?” dedim. Eşim “çok tatlı ve güzel bir bebeğimiz oldu pespembe” dedi. Ardından uyuyakaldım yine hemşireler “Derya hanım uyanın bebeğiniz acıktı” diyince hemencik kucağıma aldım ve öptüm öptüm, yanağımla yanağına dokundum. Sürekli ağlıyordu. Ağlama annem bak yanındayım artık” dedim. Damaklarınla bir asılıyorduki memeye ameliyata aç girdim çocukta aç kaldı diye düşündüm biran. O kadar hafiftiki ve dudakları o kadar küçüktüki ağlarken açmaya çalışsa da yinede çok güzel görünüyordu. O benim beklediğim küçük oğlumdu 3.010 gr doğdu. Hastane çıkışı evimize üç kişi olarak girdik, çok heyecanlanmıştım oğlum Deha’yı evimizde görünce odaları gezdirdim.
Benim hamile dönemlerimde çok özel hissetmemi sağlayan ve tüm sabrınla, sevgisiyle, kutsal babalık sorumluluğuyla yanımda olan kanım, canım eşim Engin’ciğime; bana desteğini esirgemeyen aile büyüklerime; pimpirikli, batıl inançlı bir hamilelik geçirmememi sağlayan sevgili doktorum ve bebeğimi ilk gören Kaan KOCATEPE’ye her nevi ilgisi ve yardımı için teşekkür ederim.