Bir nefeste okuduğum doğum hikâyelerinde bende yer almak istedim.
Diğer anneler gibi bu inanılmaz güzel duyguyu yaşamak biraz zor oldu. Bizim zorluğumuz hamile kalamamakta değildi. Bizim zorluğumuz hamilelik testinin, negatif mi pozitif mi olduğu konusunda yaşadığımız karmaşadaydı.
Günüm bir kaç gün geçmişti ama pek olasılık vermiyordum. Çalıştığım işyerimde yaptırdığım idrar tahlili diyordu ki “pozitif hamilesin”. İmkân vermediğim için kan testi yaptırayım, onda kesin çıkar dedim ve aynı gün kan tahlili verdim. Doktora göre hamileydim bir kese gördü, ancak kan tahlili sonucunu bekleyelim dedi. Kan tahlili sonu ise “hayır negatif”ti. Doktor (doktorum demeyeceğim) gebelik kesesini sonradan kiste çevirdi.
O doktoru bir daha görmek istemedim...
Aynı günde 2 değişik sonuç beni iyice karıştırmıştı. Sabah hamileydim, öğleden sonra değil...
Sonra bütün kontrollerime devam edeceğim sevgili doktorum Arzu Çağdaş’a gittim. Kesinlikle gebe olduğumu söyledi ve canım kızımın kalp atışlarını dinletti. Dünya’nın en güzel mutluluğu, heyecanı bu olsa gerekti. İçimde bir canlı vardı ve bu benim kızımdı...
Tahlil sonuçlarıyla ilgili her zaman problemim oldu. Yine gebelikte yapılan test sonuçlarım karıştı ve bende negatif çıkması gereken değerlerin pozitif çıktığını öğrendim. Sonuçları doktoruma faksladım. Arzu Hanım beni hemen aradı ve başka bir yerde tekrar yaptırmamı istedi. Nedenini de açıklamadı. Tabi ben bunu başka doktorlardan öğrendim. Düşük riskimin olduğu veya bebeğimin özürlü olabileceği ile ilgili testlermiş.
Dünyam karardı o kadar ağladığımı hatırlamıyorum. Ertesi gün toplantım vardı. Ben gözler şiş olarak bu toplantıya katıldım ama orda değildim.
Neyse ki başka bir laboratuarda testimi yeniledim ve bu sefer temiz çıktı. Allah’ım artık yeter dedim. Neyse artık günler ve aylar geçmeye başlamıştı. Karnım büyüyor ve her geçen gün daha çok merak içerisinde kızımın gelişimini takip ediyordum. Her doktora gidişimde bir sonraki için daha çok heyecanlanıyordum. Hatta yazmadan geçemeyeceğim bir kontrolümde, doktorum bebeğimin çişi geldiğini söylediğinde sanki olmaması gereken bir durummuş gibi telaşla doktoruma “ne olacak şimdi” diye sordum. “Yapacak ve sonra çok steril olduğu için içecek” dedi. OHH yine bir derin nefes aldım...
Neyse günler çabucak geçti ve sezaryenle yapacağım için gün kararlaştırmaya sıra geldi. Bu büyük kararın, böyle sakin sakin şu gün olsun şeklinde alınması bana çok tuhaf gelmişti. 17/01/2005 tarihinde sabah 07:00’de kalktık ve Şifa Hastanesine gittik. Hava karanlıktı ve yağmur yağıyordu. Biran önce bu 2 gün geçsin ve evime gideyim diyordum. Hastaneye bütün akrabalarım gelmişti.
Herkesin endişeli ve heyecanlı bakışları altında hazırlıklar tamamlandı ve ben kızıma kavuşmak üzere ameliyathaneye indirildim. Asansörde yaklaşık 1 saat içinde bütün işlemlerin tamamlanacağını söylediklerinde çok uzun gelmişti ama 1 dakikası bile aklımda yok şimdi. Bebek 10 dakika sonra çıkmış ve eşim dışında herkes bebek odasına yol almış. Sevgili eşim ise her zaman hatırlatır, beni beklemiş...
Odada ağrılar içinde, annemin “kızım dünya güzeli bir kızımız var” dediğini hatırlıyorum. Herkes başımda, pembe yüzlü lekeli kara gözlü bir kızım vardı. Dünya güzeli Elifim...