İşte geldin buradasın, yanımızdasın...

Allah seni bize bağışladı ve ailemizin 3. üyesi olarak katıldın aramıza...

7 Kasım sabahı İstanbul’da serin bir hava vardı. Doğacağın hastaneye babacığın, ben ve anneannen evden yürüyerek gittik. Emel teyzen bizi hastanede bekliyordu. Derken bizim için hazır tutulan 601 numaralı odamıza yerleştik. Plasenta ile senin başın yan yana durdukları için sezaryenle alınmana karar verilmişti. Derken beni nst denilen makineye bağladılar. Serum ve narkoz verecekleri damar yolunu açtılar, her şey yavaş yavaş seni bize yaklaştırdı. Ameliyathaneye girdikten 15 dakika sonra seni çıkarmışlar. Nasıl narkozdan önce bayılmadım bilmiyorum. O kadar heyecanlandım ki narkoz veren doktoruma “Nasıl bayılacağım?” diye sorduğumda “Kafanıza bir balyoz vuracağız.” dedi. Allah hepsinden razı olsun.

Başta Doktor Alihan Özcan olmak üzere narkoz doktorumuz Burak Bey, Seda hemşire, bana bakan hemşireler hepsi o kadar tatlıydı ki senin ve benim hep daha iyi olabilmem için uğraştılar.

İlk sütümü sana yarı ayık verdiğim için duygularım net değil ama daha sonra memeyi alamadığın zaman zırıl zırıl ağlamalarımı unutamam. Hormonlarımın etkisinden her şeye üzülen bir anne olup çıktım. Üşürüm ağlarım, karnım acır ağlarım, ememezsin ağlarım emersin bu seferde göğüslerim acıyor diye ağlarım. Anne olduğunda kızım sende anlayacaksın tüm bunları.

Kırmızı kırmızı yanakların, kapkara saçların, çekik gözlerinle tıpkı bir Eskimoya benziyordun. Küçük Eskimomuz babacığın baş gaz çıkartıcı, ben baş besleyiciyim.

HAYATIMIZA KATTIĞIN TATLI YORGUNLUĞUN SAĞLIKLA, MUTLULUKLA SÜRMESİ EN BÜYÜK İSTEĞİMİZ. MUTLULUKLARINLA MUTLU, BAŞARILARINLA GURURLU OLALIM İNŞAALLAH.