Evliliğimizin 3. yılında bebeğimizin olmasına karar verdiğimizde oluşan gelişmelerin bu denli hızlı olacağını hiç ummamıştık. Hamilelik belirtilerini hissettiğim anda iş yerinde öylesine yaptığım bir testte sonucu pozitif görünce, yanlış yaptığımı sanarak ikinci bir test ve ardından sağlık merkezine giderek yaptırdığım üçüncü testte pozitif çıkınca öğrenmiştim. Gözlerime inanamıyor, sevincimden kime söyleyeceğimi bilemiyordum. Bu kadar kolay hamile kalabileceğim aklımın ucundan geçmiyordu. Akşamüstü kendimi toparlayıp eşimi aradığımda "Alo." dememden anlamış olmalı ki ilk lafı "Hamile misin?" olmuştu. İş yerinde duymayan kalmamış, kutlamalar başlamıştı bile...
Birkaç gün sonra detaylı muayene için hastane doktoruna gittik ve henüz çok küçük olduğu için bebeği ultrasonda göremedik. Doktorumuz 15 gün sonra tekrar gelmemiz için gün verdi ve ben bu süreçte sevinç, kaygı, üzüntü ve ismini koyamadığım birçok duyguyu birden yaşadım. Evet, hamileydim ama neden görünmemişti? Sabırsız bir 15 gün sonrasında yeniden doktorumuza gittiğimizde, bu kez minik bir kese içerisinde küçücük atan bir kalp gördüğümde o an gerçekten hamile olduğuma inanmıştım.
Hamileliğimin ilk ayları ağır şartlar altında çalışmamdan kaynaklı yorgun ve sürekli uykulu geçti. Mide bulantısını hamilelik süresince hiç yaşamadım ve yapılan hiçbir testimde problem çıkmadı. Bebeğimle birbirimize çabuk alışmıştık. Çevremdeki hamile bayanların zor hamilelik geçirdiğini gördükçe kendimi şanslı hissediyordum. Üçüncü ay kontrolümüzde bebeğimin hızlı bir şekilde oluşan gelişimi beni çok şaşırtmıştı. O gün erkek olduğunu bile öğrenmiştim. Hamileliğimin son 3 ayında sadece kilo sorunum ve aşırı sıcaklara denk gelmesi nedeniyle kanuni iznimi kullandım. Sonrasında bebeğim için hazırlıkları yavaş yavaş tamamlamaya başladım. Artık odası tamam, kıyafetleri ütülü, hastane çantamız hazırdı ve onun doğacağı günü sabırsızlıkla bekliyorduk.
Son muayenemde doktorum Ağustos'un 3'ü ile 5'i arasında doğuma gelmem için gün verdi.
Normal doğum olacaktı. Doktorumun dediği tarihte sancılarım başlamıştı. O kadar sakindim ki evdeki kimseye fark ettirmedim bile. Sancılarımın 10 dakikada bire indiğini hissettiğimde hastaneye gittik. Ailem benden daha heyecanlı ve telaşlı görünüyordu. Ben ise, sanki kendim için değil de, başkası için hastanede bulunuyordum. Gece olduğu için hastane tenhaydı. Doktorum evinden gelmişti ve artık minik yavruma kavuşmamıza az zaman kalmıştı... 04.08.2003 tarihinde, 00.15'te başarılı bir şekilde bebeğimi dünyaya getirmiştim. O sadece 3 kilo 400 gr ağırlığında ve 47 cm uzunluğundaydı. Yapamayacağımı zannettiğim emzirme işlemini bile hiç zorlanmadan daha önce biliyormuşuz gibi gerçekleştirmiştim.
Beklemekle geçen onca haftadan sonra bebeğimi kollarımın arasında hissettiğim an, tarifsiz bir heyecan, sınırsız bir mutluluk ve bir o kadar da sorumluluk duygusu hissettim. Hayatımın anlamı değişti. Eşimle birlikte hamilelik döneminde uzun bir arayıştan sonra minik yavrumuza Berkay ismini koyduk.
Canım oğlum iyi ki doğdun. Sen olmasaydın hayatımızın bir parçası eksik kalırdı.