Evliliğimizde 3. yılımızı tamamlamıştık. Hep söylerdim, "Evlendikten 3 yıl sonra çocuk yapılmalı." diye ama kendi hamileliğimi 3 yıl doldu, artık yapmalıyız diye planlamamıştık. Eşimle düşünüyorduk, fakat her şeyi kendi haline bıraktık.

Yeğenimin 3 aylık hamile olduğunu öğrendiğimde, kendimin de 1 aylık hamile olduğumu bilmeden içten içe çok özenmiştim. Bu arada eşim bana sürekli, "Sen hamilesin, canın sürekli yemek yemek istiyor, bak gör." deyip duruyordu. Bir gün bu ısrarlar üzerine, eczaneden test alıp, kontrol etmeye karar verdim. İşe giderken yolumun üzerindeki eczaneye uğrayıp, 2 tane test aldım (Biri bozuk çıkarsa, garanti olsun diye). Sonuç pozitifti. Hemen eşimi aradım ve çubuğun çift çizgi gösterdiğini söyledim. Çok sevindi ama ben bir türlü inanamıyordum, öğle tatilini zor bekledim. Öğle tatili geldiğinde en yakındaki hastaneye giderek, kan testi yaptırdım. Sonucu beklemek yıllar sürdü sanki. Telefonda bilgi veremedikleri için akşam eve giderken öğrendim sonucu ve 5 haftalık hamileydim...

Şimdi 9 ay sürecek bir maceraya başlamıştım ve bunun tadını çıkartmak istiyordum. İlk 2 ay çok rahattı, fakat sonra bulantılarım başladı. 1 ay bununla boğuştuktan sonra kalan günlerim rahat geçti. 3,5 aylıkken cinsiyetini öğrendim. Bir oğluşum olacaktı. Nedense en başından beri içime doğmuştu bebeğimin erkek olacağı, hatta ismini bile bulmuştuk: "Utku." Bu arada büyük bir üzüntü yaşadık. Hamileliğimin başlarında eşimin babası büyük bir rahatsızlık geçirdi ve 4 ay boyunca hastanede yoğun bakımda kaldı. 4 ayın sonunda kendisini kaybettik. Bu sebeple, doğacak olan oğlumuza onun adını, yani Tahir'i verdik.

Karnım büyüdükçe gurur duymaya başlamıştım. Kilo aldıkça hem bebeğim de büyüyor diye çok seviniyordum hem de kara kara düşünüyordum bu kiloları nasıl vereceğim diye. Hamileliğimin son 3 haftasına girdiğimde, hastaneden raporumu alarak iş yerimden doğum iznine ayrıldım. Tüm hazırlıklarım tamamdı ama bu süreçte hepsini tekrardan gözden geçirdim. Bol bol dinlendim, bebeğimle konuştum, sevdim onu, hareketlerini daha çok hissetme fırsatı buldum. Onun orada olduğunu bilmek, hayattaki en güzel duygu olsa gerek...

40 haftanın sonunda hala ağrılarım başlamamıştı, doktorumun da tavsiyesi ile miyadımın dolduğu gün (28.08.2008) suni sancı verilerek, doğum sürecine başlanmasına karar verdik. Sabahtan akşama kadar yapılan suni sancı da bir işe yaramadı. O gün hastanede kalıp, ertesi gün de suni sancıya devam edildi, fakat nafile, oğluşum gelmek istemiyordu sanki. Bu arada sancılarım artmıştı, sancılar dayanılamayacak düzeye geldi ama oğluşum hala gelmiyordu. En nihayetinde sezaryene girdim ve bir saat sonrasında mutlu sona ulaştık.