Evliliğimizin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra eşimle çocuk sahibi olmaya karar verdik. Maalesef ilk bebeğimi hamileliğimin 10. haftasında kaybettim.

Bu üzücü durumdan kısa bir süre sonra tekrar hamile olduğumu öğrendim. İlk bebeğimi kaybedince bu bebeğimde çok takıntılı bir hamile oldum maalesef. Hatta ilk 3 ay inanılmaz tedirgindim. Bu sebeple de 4,5 ay ailem hariç kimseye söylemedim hamile olduğumu. 4,5 aydan sonra karnım çıkmaya başlayınca iş yeri ve çevremdeki herkese söylemek zorunda kaldım.

Oğlumun dünyaya geleceği zamanı hayal bile edemiyordum. Özellikle normal doğum istememe rağmen maalesef bebeğim biraz kilolu olduğu için ve bu arada da kendi rızası ile gelmeye çalışmadığı için sezaryene karar verildi.

Son ay sezaryen olasılığı olunca ben epudral ile mi yoksa genel anestezi ile mi doğum yapacağımın kararını vermeye çalışırak eşimi ve ailemi bayılttım.

Oğlumun doğduğu anı görmek en büyük isteğimdi ama ayık olarak sezaryen fikri beni çok korkutuyodu. 37. haftamıza 3 gün kala rutin muayenenimiz vardı ve biz heyecanla doktoumuzun bize gün vermesini bekliyorduk. Normalde sezaryen tarihi 38. hafta olacaktı ama o gün 37+1, yani eşimin istediği tarih 19 Mayıs'a karar verdik.

Doğuma daha 10 gün varken birden 4 gün kalıvermişti ve o gün doktorumunzunda desteği ile epidural sezaryen ile doğum yapmaya karar verdim. Doğum heyecanı beni inanılmaz gerdi. 4 gün boyunca heyecandan öleceğimi sandım.

Son gece sadece 3 saat uyuyabildik, o da mecburiyetten. Sabah 06.30'da hastaneye gitmek üzere yola çıktık. Hastaneye vardığımızda kendimi sakinleştirmeye çalışsam da olmuyordu. Hatta daha sonra kamera görüntülerini seyrettiğimde gerçekten o ben değildim de başka biriydi. Kendi halime bile çok şaşırdım.

Tüm ailem ve yakın arkadaşlarımız yanımızdaydı ve ameliyathaneye gitme vakti geldi. Eşim son anda doğuma girmekten bayılma ihtimali olduğu ve beni daha fazla germemek için girmedi. İyi de yaptı.

Önce anestezi doktoru geldi ve belimden epidurali yapmak için hazırlıklara başladı. Bu arada bana da yapacaklarını anlatıyordu. Ben de stresten sorularıma başlamıştım bile. Tansiyonum yükseldi, ne yaptığımı bilmez haldeydim. Minicik bir iğne acısından sonra zaten bir şey histtemedim. Çok kolay olmuştu, 1. aşamayı atlatmıştım.

Bacaklarım uyuşmaya başladı, sonra beni yatırdılar. Önüme bir paravan gerdiler. Bazı ufak testler ile hissedip hissetmediğimi ölçtüler.

Nihayet ameliyat başlamıştı. Kendimi rahatlatmak için sürekli sorular soruyordum.

Ve ben yine bebeğim niye ağlamıyor, bir yerinde bir şey var mı gibi sorular sorarken doktorum, benim tambiş yavrumu tutup bana gösterdi. Ağlamıyordu, gözleri açık bana bakıyordu. Resmen eşimi gördüm karşımda, müthiş bir andı ona kavuşmak.

Fakat ben hemen bana sakinleştirici yapılmasını istedim. Daha fazla heyecanı kaldıramayacaktım.

Kendime geldiğimde odadaydık tüm ailem ve ailemin en küçük üyesi oğlum Doruk.

Hayatımın en güzel anıydı oğluma kavuşmak. 9 ay boyunca seni hep sevdim. Şimdi doğdun, her geçen gün daha fazla seviyorum. Hoş geldin, iyi ki geldin oğlum.