Eşimle 5 yıl süren flört dönemi sonunda evlendik. 02.08.2003…ilk 1-2 yıl çocuk düşünmüyorduk. Evliliğimizin 1. yılının sonunda ise ben artık anne olmak istiyordum. Eşime bu düşüncemi söylediğimde buna şiddetle karşı çıktı. Eşim çocuk istemiyordu ve bu konuda çok katıydı. Kendi ailesinde yaşadığı sıkıntılar onu korkutuyordu. Ya evladı da hayırsız olursaymış! (Ailenin önemini bir kez daha anladım.Bu yüzden eşime kızsam ve kırılsam da bir taraftan hep O’na hak verdim.) Eşime O’nun anne ve babasının biz olacağımızı, O’nu bizim yetiştireceğimizi anlatıp durdum ama nafile, eşim beni hiç dinlemiyordu. Hatta bu yüzden beni zaman zaman kırdığı da olmuştur. Çok üzülüyordum bu duruma, çok ta korkuyordum ya anne olamazsam diye! Eşim çocuk istediği zamanda ya Allah nasip etmezse diye…Yıllar böyle korku, endişe ve müthiş bir istekle geçti. Ne olduysa bir gün eşim çocuğumuzun olmasını istediğini söyledi. (Evliliğimizin 4. yılına girdiğimiz zaman)Çok mutlu oldun o an..Aslında eşime beni üzdüğü, böylesine önemli ve ortak karar verilmesi gereken bir konuda tek başına karar verdiği için kızmıştım. Şimdi de ben istemiyorum demek gelmişti içimden ama yapamadım. İçimde kocaman bir anne olma isteği vardı.
Eşimle işi nedeniyle ayrı şehirlerde olduğumuzdan sık beraber olamıyorduk, ayda 2-3 gün ancak bir arada olabiliyorduk. Kararımızın (eşimin kararının!) üstünden 6 ay geçmişti. Korkularım her ay daha da artıyordu. Bir gün adet günüm geldiğinde bir hamilelik testi aldım. Adetim gecikirse hemen testi uygulayacaktım. Ama dayanamadım. İşyerimdeydim tuvalete gittim ve testi yaptım. Bir elimde sigaram sonucu beklemeye başladım. Çok rahattım, hamile olmadığımı düşünüyordum. Göz ucuyla teste bakınca sanki başımda bir şimşek çaktı. Çift çizgi vardı sanki. Emin olmak için gözlerimi ovuşturup tekrar baktım, bir daha baktım. Evet 2 çizgi vardı, hamileydim. Hemen elimdeki sigarayı fırlattım. Kalbim deli gibi çarpıyordu, ellerim titriyordu, sesim kısılmıştı birden. Hemen eşimi aradım, ben galiba hamileyim dedim kısık bir sesle… Eşimde çok sevindi, mutluluğunu iş arkadaşlarıyla paylaşmış hemen..
Ben de hemen annemi, kardeşlerimi, en yakın arkadaşımı aradım. MSN de kimi bulduysam mutluluğumu paylaştım. Herkeste büyük bir sevinç vardı. İşte nihayet bende anne oluyordum, bir yavrum olacaktı benim. Ablam hemen iş yerime geldi. Emin olmak için kan tahlili yaptıralım dedi, iş yerimden izin alıp yaptırdık tahlili. Sonuç 1 saat sonra belli olacaktı. Hayatımın en uzun, geçmek bilmeyen 1 saatiydi. Sonucu alınca hemşireye gösterdik. Hamilesiniz Esra hanım dedi!!! İşte bizim için artık yeni bir dönem başlıyordu.
Ertesi gün annem ve ablamla doktora gittik. Doktor son adet tarihimi sordu, dündü dedim. Bu ne acele dedi. Bebeğim daha o kadar küçüktü ki onu görmek epey zor oldu. Elimizde ultrason resmimiz oradan ayrıldık. Günlerce durup durup ultrasondaki siyah noktaya baktım. O minicik belli belirsiz nokta gözümde dünyanın en güzel resmiydi. 9 ayım çok güzel ve pozitif geçti. İlk haftalarda bir ağlama krizine tutuldum ama çabuk geçti çok şükür. Ne mide bulantısı ne de başka bir şikayet yaşadım. Aldığım 31 kilonun dışında (Şimdi hepsini verdim) her şey mükemmeldi.
Eskisinden çok daha hareketli ve enerjiktim. Merakla yavrumun gelişini bekliyordum. O’na kıyafet almak, odasını hazırlamak, hamilelerle sohbet etmek ve çocuklu arkadaşlarımın fikirlerini almak en büyük zevkim ve uğraşım olmuştu. Her gün yavrumla konuşuyordum. O’na onu ne kadar çok sevdiğimi söylüyordum. Kıpırdamaya başladıkça miniğim içimdeki annelik duygusu kat kat artıyordu. 4. ayımızda bir oğlumuzun olacağını öğrendik. Burak geliyordu…
Doğumuma 3 gün kalaya kadar hep çalıştım 39. haftanın sonunda birden suyum geliverdi. Artık bebeğime kavuşacaktım. Korku, heyecan, merak her şey birbirine girmişti. Kendi isteğimle spinal epidural oldum. (çokta memnun kaldım) Canım eşim, canım annem ve kardeşlerim yanımdaydı. Göz yaşlarıyla beni doğum haneye uğurladılar. Doğum hane anlatıldığı gibi soğuk bir yer değildi. Heyecandan mıdır bilmem ben hiç üşümüyordum. Belime bir iğne yaptılar. Hiç canım yanmamıştı. Sonra önüme koca bir şey çektiler görmeyeyim diye..Yardımcı doktorumuz bana her aşamayı ilgiyle anlatıyordu sağ olsun. Veeeeee….24.11.2007 Cumartesi saat 21:15 te canım yavrumun sesini duydum. Çok kalın ve kaba bir sesti…Kısa bir süre sonra oğlumu yanıma getirdiler. İnanamadım, mucize gibiydi, hayatımda gördüğüm en güzel bebekti. Sapsarı saçları, yumuk ve çekik gözleri vardı.
Yanakları pespembe, teni bembeyazdı. Ya o kokusu…. İşte o kokunun tarifi yok. Kokladım, kokladım… Yavrumun sıcaklığını ta içimde hissettim. Şükürler olsun Allah’a.. Tabi ki göz yaşlarımı tutmam imkansızdı. Uzun uzun ağladım sessizce… Sonra oğlumu alıp eşime vermişler. Eşimde o ilk buluşmayı hiç unutmaz, hala konuşuruz..
Burak şimdi 18 aylık.. Hala dünyanın en güzel bebeği ve hep öyle kalacak bizim için.. Annelikse dünyanın en zor, ama bunca zorluğa ve sıkıntıya rağmen en özel duygusu.. Büyük bir fedakarlık. Artık ben diye bir şey kalmıyor. Öncelik hep O’nun.. Sabrın en çok denediği şey annelikmiş. Anneme nasıl da hak veriyorum ve artık O’nu çok daha iyi anlıyorum. Allah’ım dileyen herkese nasip etsin anneliği, bir yavruyu.. Yazılacak o kadar çok şey var ki aslında ama yerimiz sınırlı.. Tüm bebeklere ve annelere sevgilerimle…..