03.11.2001 tarihinde bir Cumartesi günü çok soğuk bir havada evlendim. Evlendiğimde yaşım 26 idi ve en azından 3 yıl gibi bir zaman çocuk sahibi olmak istemedim. Gerçekten de tam 3 yıl sonra inanıılmaz bir istekle anne olmak istediğimi fark ettim. Fakat 2004 yılında gittiğim doktorum eşimden dolayı kaynaklanan bir nedenden ötürü çocuğumuzun olmayacağını ve mutlaka tüp bebek denememiz gerektiğini söyledi. Dünyam başıma yıkılmıştı. Tüp bebek, bana çocuk sahibi olmak imkansızmış gibi geliyordu. Bütün moralim bozulmuş bir halde gene de içimde bir ufakta olsa bir ümit ile araştırmalara başladım. 2008 yılına kadar 3 kez tüp bebek denemesinde bulundum ve hepsinden olumsuz bir cevap aldım. Artık o içimde kalan ufak ümitlerimin de bittiği bir zamanda eşimin ve çevremdekilerin ısrarları sonucu son bir kere daha denemeye karar verdim. 2008 yılının Ekim ayında son kez olmak üzere doktora gittim. Transferden sonra hemşirem bana 03.11.2008 tarihinde tahlil yaptırmamı söylediğinde inanamadım. Çünkü bu tarih benim evlillik tarihimdi.. Acaba olabilir miydi? Evet 03.11.2008 tarihinde hamile olduğu öğrendim ve hayatımın en zor en sıkıntılı en korkulu dönemi de başlamış oldu.
09.11.2008 tarihinde kanamalarım başladı. Üç ay boyunda kıpırdamadan yatmak zorunda kaldım ve bu 3 aylık dönem içerisinde yaklaşık 150 tane iğne oldum. Bu arada yumurtalarım döndüğü için 1,5 hafta inanılmaz ağrılarla hastanede yattım. Fakat 3 ayın sonunda bütün sorunlarım bitmişti. Artık her şey bitti güzel bir hamilelik geçireceğime inandığım bir dönemde bebeğim 27 haftalık iken doğum yapmak zorunda kaldım.
17 Nisan 2009 tarihinde hastaneye yattım, suyum geliyordu hiç kıpırdamadan yatmam gerektiğini ne kadar bebek karnımda kalırsa onun için iyi olduğunu söylüyorlardı doktorlar. Kalkmadım fakat bebeğim 3 gün dayanabildi. 20 Nisan 2009 tarihinde bebeğim 27 hafta 6 günlükken dünyaya geldi. O gün annemle birlikte hastane odasında takılan NST cihazından bebeğimin kalp atışlarını dinliyorduk. Bebeğin suyu azaldığı için sıkıntıya girmeye başlamıştı. Sabah erkenden gelen doktorum acil olarak bebeğin alınması gerektiğini hemen ameliyata girmemiz gerektiğini söyledi. Hiç vaktimiz kalmamıştı. Annem telaş içerisinde eşime, babama, ablama haber verdi .Ben panik içerisinde ne yapacağımı bilemeden büyük bir korku ile ameliyat önlüğünü giydim, fakat annem üzülmesin diye onu telkin etmeye çalışıyordum.Annemde ben üzülmeyim diye bana telkin veriyordu. Annemle birlikte ameliyat kapısının önünde birbirimize sarıldık, o anı hiçbir zaman unutamam. “Merak etme oğlumuz iyi olacak. Korkma sakın ben yanındayım” diyerek beni gönderdi. Canım annem her zaman zor günlerde yanımdaydı. O gün de yanımdaydı.
O kadar çok korkuyordum ki ameliyat masasına yattığımda acaba çocuğumu görebilecek miyim, çocuğumu kucağıma alabilecek miyim diye düşünüyordum.
Ameliyat masasında kafamı çevirdiğimde saat 8:35 di ve ondan sonrasını hatırlamıyorum. Bebeğim 8:40 da dünyaya gelmiş ve hemen bebek yoğun bakım ünitesine kaldırılmıştı. O gün öğleden sonra bebeğimi görmek için yoğun bakım ünitesine gittim o kadar küçük ve kırmızıydı ki…Küçücük bedeni ile makinelere bağlı bir şekilde hayata tutunmak için savaş veriyordu ve ben oğluma aynı annemin bana ameliyat kapısında dediği gibi “korkma oğlum ben senin her zaman yanındayım iyi olacaksın. Bu kadar zorluklar yaşadık bunu da kazanacağız ve buradan birlikte çıkacağız” diyerek yanından ayrıldım. Tam 2 ay kuvözde kaldı ve ben sadece ona 5 kere dokunabildim.
2 ay sonra 19 Haziran 2009 tarihinde o yoğun bakım ünitesinin kapısından oğlumla bir daha arkamıza bakmamak üzere beraber çıktık....