Merhaba,

Zor ve hüzün dolu bir hamilelikti benimkisi. Oysa her şey ne güzel başlamıştı...

Eşimle 1999 Eylül'ünde evlenmemizden itibaren onun ısrarları ile bebek konusuna odaklanmıştık. Her ay regl dönemim biraz gecikse Okan (eşim) mutluluktan uçar, koşarcasına gider bir test alır ve her seferinde bir şey çıkmayınca yüzü asılır, ‘bir doktora gitmemiz lazım galiba’ der ve bu konuyu kapardı. Bu durum tam 11 ay devam etti. Ben de endişelenmeye başlıyordum. Yoğun iş temposuna daldığım yaz döneminde regl tarihlerimi unutmuş, bir yandan da evi taşıma telaşına dalmışken aklıma kaç gün geciktiğim geldi. Okan'a söyledim, yine koşarcasına gitti test aldı eczaneden. Testi yaptık, o da ne pembelik gitmiyor... Yehu... Okan ağlıyor, ben ağlıyorum. Var mı bizden daha mutlu insanlar bu dünyada. Ama benim mutluluğum katmerli çünkü bugün benim doğum günüm, bebeğim geleceğini bana özellikle bugün haber veriyor, bu hediyelerin en güzeli. İşte bu mutlulukla başladık uzun ince bir yola. Ama öyle mutlu devam etmedi ne yazık ki.

İlk kontroller ve her şey yolunda, biraz midem bulanıyor, biraz da kusuyorum ama olsun. 16. hafta, haydi kan verelim, üçlü test yapılacak... Her kontrole ve her tahlile Okan'la gidiyoruz, hiçbir şeyi kaçırmak istemiyor. Neyse bir hafta sonra sonuçları almaya maalesef tek başıma gittim. Neticeyi veren kızın bana biraz garip baktığını fark edip, rahatsız oldum ve oradan hemen çıkıp, yolda deli gibi açtım zarfı. Allah'ım bu ne 1/200 risk diyor, ileri tetkik yapılsa iyi olur diyor, yanlış mı okudum, bir daha, bir daha. Yok yok olamaz, olmamalı.. Sokaklarda ağlıyorum.. Hemen doktorumu aramalıyım. Gel diyor.. Taksiye atlıyorum.. Okan'ı aramalıyım ama ne diyeceğim. Annemi arıyorum. ‘Ben de geliyorum’ diyor. O yollar gidilmez oluyor.. Doktordayım nihayet, ağlamaktan kriz geçirmek üzereyim.. Annemi görünce tümden boşalıyorum ‘Anneciğim niye ben, benim güzel bebeğim down sendromlu mu olacak?...’ Doktorum sağolsun beni epey sakinleştiriyor, konuşuyor konuşuyoruz. Bu arada Okan arıyor, anlıyor ki birşeyler ters, hemen geliyorum diyor. Ne o günü ne de ondan sonra yaşadıklarımı unutmam mümkün değil.

Doktordan çıkışımız, korkusundan yukarıya çıkamayıp doktorun kapısında bizi bekleyen Okan'ım. Ağlıyor, ne olduğunu bilmeden ağlıyor. Amniosenteze kadar geçen süre, sonra amniosentezi yaptırmam, tam neticenin alınmasına kadar geçen süre hemen hemen 3 hafta. Bebeğim olmuş 19 haftalık... Bu saatten sonra Mongol deseler ondan nasıl vazgeçerim. Yaşadığım gelgitler, akıttığımız gözyaşları, beklemek, beklemek, beklemek. Allah kimseye yaşatmasın bunları. Amniosentezin neticesinde bebeğimin sağlıklı olduğunu öğrenmiş olmama rağmen hamileliğimin sonuna kadar her gece rüyamda Mongol çocuk doğurdum. Ve her şey bitip Zeynep'imi kucağıma aldığımda bile inanamıyordum.

Normal doğum diye inatlaşırken son haftalarda su azalması gibi klasik bir sorunla karşılaşıp sezaryene karar verdik. Okan hep yanımdaydı. Her anımda, her zaman... Benden fazla istedi bu bebeği ve galiba en az benim kadar yaşadı hamileliği.

Bebeğimiz 11 Nisan 2001 Çarsamba günü saat 16.45'de JFK Hastanesi’nde, mükemmel bir doktor olan Doç.Dr. Engin Oral ve harika ekibinin gayretleri sayesinde son derece sağlıklı, 50 cm ve 2900 kg olarak dünyaya geldi. Yaşadığım bütün kötü olaylar onu görmemle son buldu. şimdilerde Zeynep Çiğdem 21 aylık ve inatçı, özgürlüğüne düşkün ama dünya tatlısı bir Koç bebeği.

Zeynep Çiğdem 4 aylıkken işe geri döndüm, o ise anneannesiyle birlikte büyüyor. Vefakar ve cefakar anneciğim de bu yaştan sonra tekrar çocuk sahibi olmanın şaşkınlığını yaşıyor. Bir tanecik annem benim, anneannelerin en güzeli, O olmasa ne yapardım bilemiyorum. Ve tabii dünyalar iyisi melek babam. Beni 9 ay boyunca, her gün taa Göztepe'den İstinye'ye işe getirip götüren melek insan. Kış şartlarında yollarda düşüp kalmadan, onun sayesinde çalışmaya devam edebildim.

Bugünlerde yani Zeynep Çiğdem günbegün büyüdükçe, yeni bir bebeğin özlemini çeker olduk. İlk hamileliğimde yaşadığım sorunlardan sonra ikincisini mutlaka doğuracağım ama dağ başında, doktorsuz, testsiz huzur dolu bir hamilelik yaşayacağım derdim. Oysa biliyorum ki mümkün değil. Ama bu sefer daha sakin olmaya ve fazla üzülmemeye gayret edeceğim. Üstelik Okan'ın bana her konuda gece gündüz demeden yardımcı olması yeniden bebek sahibi olma fikrimi destekleyen bir diğer unsur. Zeynep bir kardeş istiyor mu bilmiyorum ama umarım Allah en az onun kadar mükemmel bir bebek daha doğurmayı bana nasip eder.

Aşkım, balkızım, Çiğdem çiçeğim, her şeyim, Zeynep'im, ne olursa olsun seni doğuracaktım, testler negatif çıksaydı bile... Hayattaki bütün iyilik ve güzelliklerin seninle olması için uğraşacağım...

Ve Okan'ım, ah elimde olsa sana düzinelerce çocuk doğururdum ama sen iki taneyle idare ediver çocuk delisi kocacığım. Ha unutmadan ikinci bebekten sonra işten ayrılacağım ona göre işlerini ayarla..

Not: Üçlü test sonuçlarında benimle benzer şeyleri yaşayan yada amniosenentez aşamasında olup paylaşmak isteyen herkesle görüşmeye hazırım. Naçizane oldukça tecrübeli sayılırım bu konuda. Sevgiler...