Minicikti… Pespembeydi… Eli ayağı düzgündü… Hiç durmadan da ağlıyordu. En önemlisi benimdi. Benim canımdı. Canımdan kopan, dokuz ay içimde beslediğim, sağlıklı olsun diye hayatım boyunca etmediğim kadar dua ettiğim candı. Benim bir tanecik, varlığı dünyalara bedel oğlumdu.
İşte doktorun Berkay’ımı bana gösterdiği 2-3 saniyede düşündüklerimden aklımda kalanlar. Boğazımda bir düğüm öylece bakakaldım ona. Bir an için gelen ağlama hissimi yok ettim, çünkü sağlığımı korumak, ameliyat biter bitmez onu kucağıma almak istiyordum. Onun için her zaman sağlıklı olmalıydım artık, hayattaki varolma nedenimdi o benim, hayatımın anlamıydı. Hem niye ağlayacaktım ki, hayatımın en mutlu anıydı o an…İnsan ağlayarak bozmamalı hayatta bir kere yaşanacak bu anları.
Onu ilk kucaklamam ise pek de hayal ettiğim gibi değildi. Daha sıcak, daha romantik bir ortam olmalıydı. Ama maalesef odada tek başıma yatmıyor olmam, yanımda yatan hastanın varlığı, ortamın sıcaklığını yok etti, bence yeterince yaşayamadık bu mutluluğu. Oysa duygularımı belli etmek isterdim, mutlulukla gülmek, eşime sarılmak isterdim. Ama ancak ufak bir öpücükle kutlayabildik birbirimizi. Daha sonra bebeğimizi getirdiler. Tanrım. Kucağıma verdikleri andaki duyguların bir eşi daha yok bu dünyada. Ne kariyer, ne aşk…İnsanı en fazla tatmin edecek şey bir evlat sahibi olmak. Onun sıcaklığı öyle güzel, öyle başka ki. Bebeğim çok ama çok güzeldi. Bembeyaz kıyafetlerinin içinde ne kadar masumdu, ne kadar tatlıydı.
İşte bebeğimin doğumundan sonraki olaylardan ve benim duygularımdan bir kesit. Normalde doğum hikayelerinde doğumdan önceki olaylar anlatılır ilkin ama ben böyle başlamayı uygun buldum.
Berkay’a hamile kaldığımda dokuz aylık evliydik. Aslında çocuk sahibi olmayı düşünmüyorduk ama oğlumuz bize sürpriz yapmıştı bir kere. Hamileliğimin ilk dönemleri, şaşkınlık ve uyum sorunları ile geçti bu yüzden. Bir de gittiğim doktorun düşük tehlikesi olduğunu söylemesi işi iyice zorlaştırdı. Tamam daha erkendi çocuk için ama artık bir kere karnıma düşmüş evladımı da kaybetmek istemezdim açıkçası. İlk üç ayda mide bulantıları, yorgunluk beni bayağı halsiz bıraktı. Ancak üç aydan sonra her şey tersine döndü, enerjimi fazlasıyla geri kazandım, geri kalan zamanda çok rahat bir hamilelik geçirdim. Yolculuklara çıktım, denizde bol bol yüzdüm, güzel bir yaz geçirdim. Son aylarda ise ağırlaşmama rağmen doğuma iki hafta kalana kadar çalıştım.
Doktor kontrollerinde her şey normal gidiyordu, ilk başlarda normal doğum istiyorduk, ancak daha sonra yaşadığımız şehirdeki şartlardan dolayı sezaryenin daha iyi olacağını düşündük. Doktorla 20 Kasım 2002 için sözleştik. O gün sabah sakin sakin, eşim, annem ve ben hastaneye gittik, gerekli hazırlıklardan sonra ameliyata girdim, 30 dakika sonra da sağlıklı bir bebek sahibi olarak çıktım. Her şey fazlasıyla yolunda gitti ve bu satırları yazdığım sırada oğlum 90 günlük oldu bile.
Tabii ki teşekkür etmek istediğim bir sürü kişi var. Ben çok dua eden bir insan değilim, inanmadığımdan değil ama bu, bencil isteklerimle Allah’ı meşgul etmek istemem. Kim bilir benden nice kötü durumda insanlar vardır. şüphesiz Allah hepimizin isteklerini yerine getirir ama ben yine çok rahatsız etmemeye çalışırım. Ama şükür etmeyi bilirim. Bana sağlıklı bir evlat verdiği için her gün binlerce şükür ediyorum. Allah’ım isteyen herkese nasip etsin bu mutluluğu…
Klasik bir söz vardır ya anneler anne olduktan sonra anlaşılır diye. Klasik sözlerin de çoğu doğrudur, bunun gibi. Ah anneciğim şimdi benim oğlum için düşündüklerimi sen de bir zamanlar benim için düşünmüşsün. Sen de benim için uykusuz kalmış, en ufak bir rahatsızlığımda kahrolmuşsun. Bunlar evlattan başkası için böyle içten yapılmaz herhalde. Sana ne kadar teşekkür etsem az anneciğim…Seni çok seviyorum.
Bunun yanında her zaman yanımda olan arkadaşlarıma, Berkay’ı çok sevdikleri ve sabırla kaprislerime katlandıkları için teşekkür ederim.
Ve tabii ki sevgili eşim. Acısı tatlısı ile 2 senelik bir beraberliği geride bıraktık. O herkesin mutlaka tanıması gereken insanlardan biri. Yoluma çıktığı ve eşim olduğu için çok mutluyum. Hamilelik dönemi ve sonrasındaki desteğin için teşekkürler.
Ve ve ve… Hiç unutur muyum onu… Hiç unutur muyum. Minicik bebeğim benim. Sana baktığımda hala bu güzel şeyi ben mi doğurdum diye düşünüyorum. Gelişin hayatıma anlam getirdi, ben 26 yıl boşuna yaşamışım. Seni çok seviyorum. Bir minicik Berkaycık varmış…Çayırlarda ko ko ko koşar oynarmış…