1976 İstanbul doğumluyum. ............ ® Anne,bebek,çocuk,aile,sağlıklı yaşam,beslenme,diyet... deki bütün doğum hikayelerini hiç aksatmadan okuyorum çok hoşuma gidiyor. Fakat yazmayı çok istememe rağmen nasıl başlayacağıma bir türlü karar veremedim. Ama yazmaya başlamış bulunuyorum.
Eşimle 30 Mayıs 1999 tarihinde evlendik. Eşimi çok ama çok seviyorum yazılarımda ondan AŞKIM olarak bahsedeceğim. Adı FERHAT sizlerde bana Ferhat’ın Şirin’i demeyin sakın bunu hiç sevmez çünkü Ferhat ile Şirin bir türlü bir araya gelemediler.
Eşim çocuk için erken olduğunu düşünüyordu. Malum bildiğiniz gibi ekonomik durumumuzu düzeltelim evimizin düzenini kuralım vb. gibi sebepten ötürü çünkü dünyaya gelen minik yavrunun iyi şartlarda ve güzel yetişmesini istiyordu, bence de haklıydı. Ta ki 15 Ağustos 2000 yılında benim yaptığım test sonucunun pozitif olduğunu öğrenene kadar. Hamile olduğumu eşime sabah söyledim. İnanamadı ve iş dönüşü akşam saat 22.30 gibi Kağıthane’den ta Ümraniye ÖMÜR hastanesinde gittik. Doktor 6 haftalık hamile olduğumu söyledi. Hastane koridorunda eşimin ayaklarını birbirine vurup baba olacağım diye attığı sevinç çığlığı hala gözlerimin önünde. Arabayla eve gelmeden annesini aradı ve size müjdem var dedi. Eve geldiğimizde kimse inanamadı. Evde bir mutluluk başladı. Bütün herkese haber verildi o gece cep ve ev telefonuyla bütün akrabaların haberi oldu.
Ta ki ben 25 Eylül 2000 yılının sabahında işe gelmek için uyandığımda kanama geçirdiğimi görene kadar büyük bir korku yaşandı. Aşkım telaşla ve korkuyla bana bir şey sezdirmeye çalışıyordu ama benim göz yaşlarım sel oldu bebeğimi kaybettim sandım. Bizdeki inat ne inadıysa Kağıthane’de oturmama rağmen Çamlıca Ömür hastanesine doğru yola çıktık. Hastane kontrollerim sonucu bebeğimden ayrılacağım telaşıyla doktora sürekli sorular ve ağlamalar.. Nihayet bebeğimde bir şey yokmuş, minicik kalbi atıyordu. Yoğun çalışma ve yorgunluk sebep olabilir denildi ve 10 gün tuvalet harici yerimden kalkmadan yatmam gerektiği söylendi. Bu süre zarfında kayınvalidem bana çok iyi baktı kendisine de buradan sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.
Günler birbirini kovalarken artık bende hastalık haline gelen ve kimsenin çözüm bulamadığı uykusuzluk sendromuna yakalandım. Evet bu kanamadan sonra yaklaşık loğusalık bitimime kadar iki gün hiç uyumadan balkonda dolaşarak sabahlıyordum. Kaç doktor değiştirdik fakat ben herhangi bir sonuç alamadım. Yanlış duymadınız ben iki gün hiç yastığa başımı koymadan durabiliyordum. Çok stresli bir hamilelik geçirdim, her gün ağlıyor ve akşam olmasın diye dua ediyordum. Aşkım bu süre zarfında yarı uyuyor yarı benimle sabahlıyordu bazen sinir krizi gibi ağlama nöbetleri geliyordu, beni aldığı gibi doktora gidiyordu. İşyerinde arkadaşlarımın da çok büyük desteğini gördüm bu süre zarfında, özellikle Sevgi benim kahrımı az çekmedi. "Bir şey olmaz Nursel bak buda geçecek bebeğini kucağına aldığın zaman her şeyi unutursun" diyordu. Çünkü kendiside hamileydi, benden 4 ay önce doğum yaptı. Kanamadan sonra onu kaybetme duygusu bende bu sendroma sebep oldu diye düşünüyorlardı doktorlar. Doktorlar diyorum çünkü en az 6 doktor değiştirdim. İki günden sonra sakinleştirici ilaçlarla uyuyabiliyordum. Fakat bu ilaçlar ya bebeğime zarar verir korkusu da yok değildi tabi ki.
Neyse ki zor bir hamilelik dönemi sonlarına doğru doğum iznimi aldım ve artık evdeydim. 8 aylık olduktan sonra alışverişe çıktık, eşimi göreceksiniz gittiğimiz her mağazada düzinelerle giyim eşyaları alıyordu en nihayetinde çoğu bavulda kaldı. Yani Aşkım 1-2 kıyafet yerine 12 adet alıyordu. Bebeğimin odasını boyadık, oda takımını aldık eşyalarını yerleştirdik ve her şey hazırdı artık onun gelmesini bekliyorduk.
Son kontrollere gittiğimizde bebeğimizin suyunun azaldığını söyledi doktorumuz. Ama normal doğum olsun diye sancılanmamı bekleyelim dedi ve yaklaşık bir hafta sonra Cuma günü tekrar gittiğimizde ultrasona girdim doktorum Bahar Hanım Pazartesiye kadar bekleyelim dedi.
Evet 8 Nisan 2001 Pazar günü bavulum kapının önüne koydum. Her an beni sezaryene alabilirler diye akşam 21:00’den sonra bir şey yemedim. Bütün gece sabah olmadı. Eşimle beraber diğer geceler gibi balkonda oturduk. Aile fertlerinin hepsi Pazar günü telefonlarımı susturmadı biri kapatıyor diğeri arıyordu gerçekten buradan herkese, beni tanıyan destek olan herkese sonsuz teşekkürlerimi bir borç bilirim.
9 Nisan 2001 Pazartesi sabahı saat 8:00’de yola çıktık. Bizimle beraber Kayınvalidem ve Kayınpederim geldi biz belki doktor normal doğum der geri geliriz diye de bekliyorduk. Doktor saat 9:00’da geldi ve ultrasona aldığı zaman hemen sezaryene alacağız dedi. Doğumhaneye gidene kadar süre zarfında bütün aile bireyleri sanki beni yolcularcasına ameliyathanenin kapısında sıraya girmişlerdi. Annemin yüzündeki o tedirginliği ve herkesin yüzündeki o bakışı unutamam. Ben gülerek ameliyathaneye girdim ama çıktığımda ağrılarım nedeniyle ağlıyordum ve "kızım nerede kızım nerede" diye neredeyse yarım saat sonra gözlerimi açtım. Saate en son baktığımda 10:50 idi ve saat 11:00’de kızım İREM İLAYDA doğdu. Dünyalar tatlısı kızım dünyaya gözlerini açtı.
Hayatın en güzel yanı annelik duygusunu bende tattım. Yüce Allah’tan bütün isteyenleri evlat sahibi yapması ve bu duyguyu hissetmesi için her zaman dua ederim.
İREM İLAYDA’yı dünyaya getirene kadar geçen dokuz ay boyunca benim nazımı, uykusuzluğumu, mide bulantılarımı (6 aya kadar devam eden), hastalıklarımı çeken herkese ama herkese sonsuz teşekkürlerimi bir kez daha borç bilirim. Hoşgeldin kızım bahtın açık ve aydınlık olsun.