Güzel kızım..

Benim hamilelik ve doğum hikayem sanırım herkesten biraz farklı gelişti. Üç tane nedeni bir türlü anlaşılamayan düşükten sonra ben artık anne olamayacağımı düşünmeye başlamışken yaptığım hamilelik testi pozitif çıktı ve yeniden hamile olduğumu öğrendim ve yeniden bin bir ümitle bu bebeğe bağlanmaya başladım.Üç düşük nedeniyle doktorumu değiştirdim ve tavsiye üzerine başka bir doktora gittim.

Dedim ya bebeğe hemen bağlandım diye, doktor bana ‘hamile değilsiniz, bebek ultrasonda gözükmüyor’ deyince dünya başıma yıkıldı. Ağlayarak en yakın dostum, sırdaşım Melahat'i aradım. ‘Saçmalama’ nidalarıyla hemen bence dünyanın en iyi kadın doğumcularından Dr.Ömer Südekan'dan randevu alındı.

Ertesi günü muayeneye gittiğimde Dr. Südekan beni ultrasona almadan önce büyük moral veren sözlerle beni muayeneye hazırladı.Veee bingo, hamileydim, hem de ikiz ama maalesef bebeklerden birinin çok fazla yaşama şansı yoktu. Nitekim kısa bir süre sonra bebeğin birini düşürdüm. Bu arada sürekli kanamam gelmesi nedeniyle acil yatak istirahatı verildi. Ben tam 6 ay tuvalet harici hiç kalkmadan yatmak zorunda kaldım.Tabii ne nazlanabildim ne de hamileliğin güzelliğini yaşayabildim. Anneme de(ki bana bütün bu sürede bakan, dünyada hakkını ödeyemeyeceğim canım annem) sürekli, ‘görürsün ikinci bebeği de kaybedeceğim’ derken annem bir gece rüyasında benim doğum yaptığımı ve çok güzel bir kızım olduğunu görmüş. Bunu bana anlatınca kendime geldim ve "artık sızlanmayı bırak ve bebeğinle ilgilenmeye başla" dedim kendime.

O günden sonra bebeğime beni bırakmaması için sürekli telkinlerde bulundum. Artık daha rahattım ve kendime güvenim gelmişti. 4.5 ayın sonunda kanamam durdu, bebeğim hareket etmeye başladı. Sanırım o günü hiç unutamayacağım. 6.aydan sonra düşük riskim ortadan kalktığı için doktorum yatak istirahatını kaldırdı. Bundan sonra her şey çok kolay ve düzenli gitti.Doğuma kadar hiçbir sorunla karşılaşmadan, tabii düzenli doktor kontrolüne giderek hamileliğimi geçirdim.Temmuz ayının 14.ü akşamı sancılarım başladı, saat tutuyoruz tam on dakikada bir, hemen doktorumuzu aradık, bizi hastaneye gönderdi.Hastanede ebe beni muayene ettikten sonra ‘hiç açılma yok bunlar yalancı ağrılar’ diye bizi eve geri gönderdi.Annem, eşim ve kız kardeşim evde beklemeye başladık. Derkeeen bana refakat eden canım annem, eşim ve kız kardeşim güya benimle bekleyecekler ya, bir uyku, bir uyku, gözlerini uykudan açamıyorlar. Ben de sinirimden koca koridorda bir aşağı bir yukarı sancım azalsın diye habire koşturuyorum. Sabah sekize kadar zor dayandım ve hadi bakalım uykucu refakatçiler isterseniz artık beni hastaneye götürün ya da bırakın ben bir koşu gidip doğurayım deyince üçü de çok mahcup oldular.

15 Temmuz 1995 bir cumartesi günü saat 13.05'de güzel kızım Deniz dünyaya geldi. Normal doğumda çok ısrar ettiğim için doktorum çok uğraştı ama suni sancıya rağmen gerekli açılma olmadığı ve bebek kanala girmediği için sezaryenle doğum yapmak zorunda kaldım. Annelere tavsiyem normal ya da sezaryen hiç farketmez, önemli olan sağlıklı doğum yapmak ve sağlıklı bir bebeğe sahip olmak.

Son söz olarak tombalak (kızım Deniz) şuan sekiz yaşında ve ilkokul 2'ye gidiyor. Mücadele bitti mi? Hayır sanırım hiç de bitmeyecek. Sizin aracılığınızla kızımı bana veren yüce Rabbime, umudumu hiçbir zaman yitirmememi sağlayan dünya yakışıklısı doktorum Ömer Südekan'a ve tabii ki canım anneme çok teşekkür ederim.