20 yaşında mini mini etekli genç bir kadın için hamile kalmak hayal mi yoksa gerçek miydi!! Çoğu kereler bu sorular zihnimde dönüyor ama bir bebek hatta bebekler, çocuklar hayatımda gözü kapalı istediğim yegane mutluluk olacaktı.. 18 yaşında yapılan erken ama doğru bir evlilik adımını attığımıza inandığım eşim ve ben artık 3. yılın sonunda minik bir şekerin hayatımıza girmesini arzu ediyorduk.. Birkaç ay devam eden fakat başarılı olmayan zamanlardan sonra 10 gün geciken regl günümde yüzümde pembe pembe pudra şekerleri açmaya başlamıştı bile..
Bir hayal kırıklığı yaşamamak ve çok sevdiğim bebek müjdesini alabilmek adına bu sefer tam 15 gün bekledik ve sonra evde aldığımız testi uyguladık. Ben eşime gördüğüm sonucu epey veremedim şaşkın bakışlar altında..
Sonuç? dediğini anımsıyorum şimdi.. şey.. galiba hamileyim .. nasıl? Gerçekten mi? diyerek çığlık atışı hala kulaklarımda.. Bu teste tam olarak güvenmemek gerekliliğini de düşünsek de yine de o gece büyüklerimize haber verdik.. Artık benim için gülümsemeli bir 40 haftalık süreç vardı hatta daha az.. 5 haftalık hamileydim çünkü.. 35 hafta sonra bebeğimi kısmetse görebilecektim..
Hamileliğim 20 yaşında ama çok istekli olmamdan mı kaynakladı bilemiyorum, ne aş erdim ne de mide bulantısı geçirdim sadece dışarıdaki pis hava ve yemek kokularına karşı biraz hassastım ama onun dışında hiçbir problem yaşamadım, çok şükür.. Yalnız şöyle ekşi bir erik fena olmazdı hani..
Çalışıyordum, hem de çok yoğun birde bitmeyen enerjim vardı kıpır kıpır hiç duramıyordum bazen etrafımdan uyarılar gelince farkediyor çok az sakinleşip yine deli gibi koşturuyordum.. Bebeğimle pek konuşmadım bunu alışkanlık edinemedim bir türlü ama çok fazla birlikte müzik dinledik özellikle yabancı ve ben yiyeceklerimi hiç kısmadım sadece sakatat dışında. Onları yememeye özen gösterdim. Kola fazla içiyordum onu biraz azalttım ama fazla değil ilk 3 ay çok normaldi kilo sadece 1,5 alınmıştı.. Doktorum durumun iyi olduğunun söylüyordu.. Eşimle her ayki en sevindiğimiz gün doktor günüydü, bebeğimizi ultrasonda görmek bize o ay boyunca yetiyordu.. Ben erkek bebek olacağını hissediyordum nedense.. Ama bunun bir önemi yoktu tek istediğim içimdeki canlının neye kime nasıl bir şeye benzediğiydi ve sağlıkla görüşebilecek miydik..
İkinci 3 ayın başında fazla kilo almaya başladım 50 kilo ile hamileliğe başlayan ben 1 kilo giderken bir ayda 4 kilo almıştım doktorum beni uyardı ve hatta korkmama sebebiyet verecek şeyler söyledi.. Aynı oranda kilo almazsam eğer bebeğimin plasentadan ayrılabileceğini vs. anlattı.. Her ay 4 kilo alsan değil ama bir ay 1 diğer ay 4 olması doğru değil demişti.. Ama ben kendimi tutamayıp gece gizlice makarnalar yediğimi anımsıyorum şimdi..
Bebeğimin hareketlerini 6. ayında hissetmeye başladım cinsiyeti ile birlikte.. Vücut yapım hissiz olduğu için geç hissettim bu kıpırtıları.. Ama hissetmediğim anda da korkuya kapılıyordum.. Cinsiyeti de tahminim gibiydi, evet, tahmin ettiğim gibi kocaman bir erkek.. Eh baba adayı eşimi görmenizi isterdim erkek babası olacağını öğrendiğinde yüzünde ne çiçekler açması kaldı ne papatyalar kelebek bile uçuyordu...
Yoğun çalışsam da problemsiz bir hamilelik geçiriyordum yalnız karnım çok büyüktü, herkes doğum yapma zamanım gibi bakıyordu ya da ikiz mi diye soranlar oluyordu.. Bir de özellikle 8. ay içinde bana çok büyük enerji gelmişti, evin şeklini değişmeye karar verdim tek başıma o koltuk senin bu koltuk benim çektim çevirdim.. Tabi akşamında evde tatsızlık oldu eşimle aramada bu konuda.. Dikkat etmediğim için kızdı hakkı var tabi ama içim duramadı ki..
Bir de beni korkutuyordu büyükler.. Doğum yapanlar aman 7. aydasın ellerini havaya kaldırma çocuk düşer, vs. gibi.. Hepsini dinlemek ama etkilenememek isterdim ama insan etkileniyor.. Tek yandığım şu hamile nazları hiç gerçekleşmedi bende, çocuk da olsam o yaşımda gerçekçi yapım çok ağırdı..
Son aya girmek üzereydik. Oğlumun doğumu 7 Mart olarak belirlenmişti, eşim denizci olduğu için yoktu ama 1 Martta evde olacaktı izin alacaktı ..
19 Şubat gecesi bir arkadaşım ördüğü kazağı getirmişti bana, minicik elimden de ufaktı.. Çok heyecanlandım o gece.. Heyecandan 02,00 gibi bir baktım ıslanmışım..
Bizim ufaklık gelmeye karar vermiş olacak ki hemen 15 gün önceden su koyuverdi.. O gece bu sular hiç bitmedi bir bardak su diyorlar ya benden bir sürahi su geldi..
Çalıştığım için muayenelerimi özel bir doktora kendi muayenehanesine gidiyordum epey de pahalı bir doktordu ama doğum zamanı GATA da yapacağım için doğumuma gireceğini konuşarak ona gitmiştim!! Ama yanılmışım..
Doğum zamanı geldi kayınvalidemlerle hastaneye gittik onları dışarıda bıraktılar, beni içeriye alıp bir yatak gösterdiler.. O anda KORKTUM, hem de çok.. Tek başıma kalmıştım sonra lavman yaptılar.. Kötüydü, yanımda kimse yoktu, kuralları böyleymiş kimseyi almadılar.. Sonra suni sancı verdiler ve doktorum ortada yoktu, bir odaya koydular, ben öylece bakıyordum, yanıma kimse gelip gitmiyordu, öyle susamıştım ki, 7 saat geçti arada hafif sancılarım geliyordu.. Fakat odaya gelen doğuma alınıyordu ben öyle bekliyordum kıpırdamadan ama artık dayanamıyordum bu acılara, gelmelerinden korkuyordum, gelince yanımdaki perdeyi sarıyor sıkıca tutuyordum, öyle sıkmışım ki perde kopup geldi yukarıdan, ben acı içinde dayanamıyordum bir de su su diye sesleniyordum, yanıma bir hemşire geldi ne oldu dedi, susadım dedim, peki sana bir bez vereceğim ağzını silelim dedi, tamam dedim ama su yok dedi, serum var çünkü dedi.. Bezi ağzıma sürerken ben bezdeki nemi hissedince ağzıma aldım, bezi çekip çıkardılar.
Susuzluk beni mahvetmişti, boğazım kuruluktan taş gibi olmuştu.. Ve ben her dakika acı içindeydim ve yanımda elini tutabileceğim kimse yoktu.. Eşim uzaklarda seyirde haberi bile yoktu hastanede olduğumdan.. Tam 12 saat geçmişti, bende açılma olmayınca 12. saatin sonunda nasıl verdilerse karar!! sezaryene götürmek için geldiler ve tam o sırada birşeyler beni titretiyor dedim.. Öyle mi dediler ve normal doğum için soğuk ve kasvetli görünen doğum odasına götürdüler ve ayakta neredeyse süründüm.. Sonra yatırdılar bir baktım etrafımda 15 genç insan, bunlar kim dedim hepsi öğrenciymiş burada, eğitimdelermiş inanamadım ben doğururken onlar staj yapmaktaydılar..!!
Annemi istiyorum eşimi istiyorum.. Beni götürsünler.. Diyeceğim ama yanımda kimse yok.. Korkularım, karnımda bebeğim ve ben acılarımızla odadayız.. Bir doktor geldi sonra hadi bakalım dedi karnıma bakıp ıkınmamı söyledi acıyoo dedim ama bak yapmazsan 1 saat sürer yaparsan 5 dakika dedi.
Peki dedim ve 2. ıkınmamada bebeğimin çıkışı muhteşem oldu.. Erkek
dediler, sonra göbeğini kesmek için 2 bayan kavga etti bunu hatırlıyorum gözlerimi dikip bebeğime baktım bana getirdiler hemen öptüm onu sonra temizlemeye götürdüler yanımdan biraz daha uzağa ama ben onu takipteydim karışmasın diye bir korku vardır ya içimizde.. Öyle güzeldi ki sanki ilk anda kara bir çocuk gibiydi böyle ağlamaklı ve gülmekli halde baktık birbirimize.. Sonra ikimizi de yatırdılar, yanımda yine kimse yok ben o dikişli halimle bebeğimle tek başıma ilgilenmek zorunda kaldım 2 gün boyunca.. Neyse ki toparlandım ilk anda pek birşey hissetmedim yani neden bilmiyorum, bunun da normal olduğunu biliyorum yalnız onu tek bırakıp lavaboya bile gidemedim sanki kulağımda ses oluyordu ağlıyordu diye.. Zor bir normal doğum geçirdim ama hepsinin sonunda gördüğüm oğlum bana yaşamda güç veren tek varlığım..
Bu acıya binlerce acıya değer tek varlığım oğlum benim için öyle güzeldi ki.. Ee kuzguna yavrusu güzel görünürmüş.
Sonrası mı? Sonrası öyle hızlı geçti ki şimdi 6 yaşında koca bir erkek.. Gözlerinde sim'li duygular yüreğinde çocuk gözleri ve içimizde hep telaşlı bir büyüme ile yaşantımız sürmekte.. Evhamlı babamız Hayrettin, meraklı oğlumuz Bartu ve dünyayı o gözlerde gören ben Gülay. Herkesin bu yüce duyguya sahip olması DİLEGİYLE