Şimdi benim için dünya tatlısı, yaşamıma gökkuşağı kadar güzel renkler getiren, minicik elleriyle her dokunduğunda içimden bir parçayı alıp götüren, ağladığı zaman canımın yandığını hissettiğim canım aşkım oğlumun, EGE'min dünyamıza katıldığı hikayeyi ............'e anlatmak istiyorum.
Ben Eskişehir'den Ayşe. Eşimle kavganın getirdiği sonra sevgiye dönüştüğü 7 ay süren flört zamanından sonra 7 ay nişanlı kalıp, 02.08.2001 yılında evlendik. Evlilik bir bebeğin varlığı ile daha da güzelleşse de bunu en azından 3 sene düşünmüyordum. Eşim ve ben hem maddi hem manevi olarak hazırlamak istiyorduk bu güzel olaya. Zaten bebek istesek bile uzun bir tedaviden sonra buna sahip olabileceğimi evlenmeden önce doktorlar söylemiş ve bunu 2 ayrı hastane raporuyla kesinleştirmişlerdi. Sorunum kanımdaki ender görülen hastalıktanmış. Tedavi içinde para lazım olduğunu biliyorduk ve buna hazırlanıyorduk. Bu raporlara rağmen doğum kontrol hapı da kullanıyordum. Aslında raporlardan sonra kullanmam saçma ama kullanıyordum işte. Bu haplar aynı zamanda hormon düzenleyici olduğundan belki de. Kendime bir çeşit tedavi uyguluyordum herhalde. Neyse 16 Nisan 2002 de ailem memleketimiz olan İzmir'e emekli olup gittiler. Biz de 21 Nisan 2002 de 3 gün onları çok özlediğimden eşimle beraber İzmir'e yanlarına gittik. İzmir'de durup durup canım şunu istiyor bunu istiyor diye mızmızlanıyorum. Olmadık şeylerden tiksiniyorum. Reglim 15 gün geçmişti ama ben ailemin gitmesi ve hava değişimi yaşadığımdan gecikmiş olabileceğini düşünüyordum. Hamile olabileceğimi asla düşünmüyordum elimde kapı gibi doktor raporu var ya! Neyse İzmir dönüşü hala regl olmamıştım. Eczaneye gidip bu adet söktürücü iğnelerden vurulayım dedim. Evlenmeden önce de düzensizliklerim vardı. İğne vurulunca sorun çözülüyordu.
26 Nisan 2002 de işten çıkınca direk eczaneye gittim içeri girdim ama yol boyunca hep aklımda acaba hamile olabilir miyim diye düşünüp sonra yok canım raporum var tedavi olmadan bu imkansız diye kendi kendime soru sorup cevap veriyordum. Ve eczaneye girdim içimden gelen sese kulak verip gebelik testi istedim. Bu belki annelik duygusu beklide 6.histi. Testi aldım ve doğru eve gittim. Testi hemen yaptım ve sonucu heyecan ile bekliyordum. Evde yalnızdım ve bu heyecanı paylaşacağım kimse yoktu. Bir dakika sonra çizginin biri bariz bir şekilde belli diğeri ise belli belirsizdi. Şoka girmiştim anlayamamıştım sonucu. Sevinsem mi üzülsem mi anlam verememiştim. O gün kararsızlık içinde uyudum, eşime bahsetmedim. Sabah olunca işyerindeki arkadaşlarıma gösterdim onlar da pek anlam veremedi. Öğlen tatilinde hep beraber eczaneye gittik ve test aldık ve iş yerine geri geldik. Bana hemen testi yap bekliyoruz dediler, lavaboya girdim ve testi yaptım. Sonuç bir öncekinin aynısıydı. Eczaneye gidip sorduk pozitif diyince çok heyecanlandım. Akşam sağlık ocağına gidip kan testi yaptırdım emin olmak için. Oda pozitif çıkınca heyecanım bir kat daha artı. Eve geldim ve eşime söyledim çok şaşırdı tam sevinemedi bile çünkü ikimiz de beklemiyorduk hazır değildik sürpriz olmuştu. Daha sonra şoktan çıkınca mutluluğun tadına vardık. Hafta sonu doktora gittik Ultrasonda gördük minicikti ağlamaya başladım. İçimde benden habersiz bir canlı büyüyordu. Eşim ve ben çok duygulandık.
Düzenli olarak kontrollere gitmeye kan ve idrar testlerini yapmaya başladık. Bebeğim 2,5 aylık iken aslında dışarıda ki insanların yüzünden eşimle aramda sorunlar başladı, bir de hamileliğin verdiği stres ile daha da büyüdü. Bebeğimi aldırmayı düşünüyordum çünkü sorunlarımız boşanmaya kadar gidecekti. Fakat iş arkadaşlarım ve dostlarım buna karşı çıktılar. Dedikleri tek şey doktorlar çocuğun olmayacak dedikleri halde Allah sana mucizevi bir şekilde bu bebeği gönderiyor ve sen aldırmayı düşünüyorsun dediler ve beni 4 ay olana kadar oyaladılar. Zaten bende istemiyordum aldırmayı bebeğimi çok seviyor ve istiyordum. Sadece desteğe ihtiyacım vardı onu da arkadaşlarım sağladı. Eşimle aramdaki sorunları da halletmiştik. Bebeğime çok itinalı bakıyordum, kontrollere gidiyorum, ultrasonun en son çıkanına giriyorum bir sorun varsa daha net görülsün diye. Bebeğim bana hiç eziyet etmedi ne mide bulantısı ne halsizlik en ufak şikayetim yoktu. Karnım büyüdükçe zevk alıyordum hamilelikten. İlk hareketini hissettiğimde müthiş bir şeydi. Oturup dakikalarca hareket etmesini beklediğim olmuştu. O heyecanı duygu bağını yaşamak dünyanın en güzel şeyiydi. Bebeğimle oturup konuşuyordum, onunla her dakikamı paylaşıyordum. Beni duyuyordu biliyordum. Birlikte denize bile girdik. Şimdi bebeğim banyo yapmayı çok seviyor. Biz hep kız bebek istiyorduk. Cinsiyetini öğrenmeye gittiğimde doktor erkek diyince çok şaşırdım. Hatta yapmayın ya demişim. Ama sonra buna alıştım içimde hep kız vardı, ta ki bebeğim doğana kadar. Doğunca iyi ki erkek olmuş dedim.
7.ayımda kontrole gittiğimde bebeğimin sol böbreğinde sorun olduğunu ayrıca plasentada kireçlenme olduğunu söylediler. Bu da erken doğum belirtisiymiş. 1 ay sürekli kontrol altına aldılar her hafta NST, ULTRASON, TESTLER vs.. Bir iyileşme olmayınca doktorum raporumu erken başlattı. Çok hareketli bir insan olduğumu bildiği için yemek bile yapmadan yatmamı doğumu normal tarihi 23 Aralık iken en azından 6 Aralığa kadar geciktirmemiz gerektiğini söyledi. Beni izine ayırdı ama ben durur muyum. Bebeğime en güzel kıyafetleri eşyaları aldım, hepsini kendim seçtim odasını yerleştirdim. Ramazan bayramında ailem geldi, bayram dönüşü son kontrolüm olacaktı. Kontrole gideceğim sabah yani 09 Aralık 2002 Pazartesi günü sanki hissetmiş gibi duşumu aldım eşyalarımı kontrol ettim ve eşim işte olduğu için annem ve babam ile hastaneye gittik. Doktorum hemen muayene için doğumhaneye aldı. Muayene sonucu 5 cm açıklık oluştuğunu söyledi doğum başlamış fark etmedin mi dedi. Ben sana sancın olursa ara demiştim niye aramadın deyince sancı çekmedim ki ara sıra ufak tefek ağrılarım oluyordu ama acı vermiyordu bu yüzden önemsemedim dedim. Seni hemen hastaneye yatırıyorum dedi eşyalarımı almaya gideyim dedim hayır kesinlikle olmaz ailen getirsin dedi.
Neyse odama yerleştim sıkı bir kontrol altındaydım, sürekli NST, muayene, tansiyon ölçülüyordu. Ama ben en ufak doğum sancısı çekmiyordum. Sabah oldu saat 07:30 da doktorum beni doğum odasına aldı, muayene sonucu açıklık 7 cm olmuş, bebeğin kafası mobil kafa (yani oynak yerine oturmamış, oturması gerekiyormuş) Muayeneden sonra lavman yapıldı ve suni sancı takıldı. Suni sancı serumunun miktarı 15 dakikada bir arttırılıyordu ama ben sancı hissetmiyordum. NST de doktorum sancı çekiyorsun hissetmiyor musun diye soruyor hayır diyorum. Adam şaşırıyor demek ki acı direncin yüksek diyor. Saat 11:00 gibi 2 dakikada bir hafifçe belime sancı girmeye başladı ama derin nefes aldığımda hissetmiyordum bile. Serum bitmek üzereydi. Doktor sürekli tansiyonumu ve bebeğin kalp atışına bakıyor kafasının oturup oturmadığını kontrol ediyordu. 11:00 gibi suyumu el ile patlattılar ebe bana ne çok suyun varmış deyince sular idaresinin 3.şubesiyim diye espri yapıyorum. Zaten iki gün boyunca doğum yapanlara yapacaklara moral olsun diye espri yapıp durdum. Çok neşeliydim. Ne zaman bebeğime kavuşacağım diye doktora soruyordum. O da merak etme bu gün bu iş bitecek diyordu. Neyse suyu patlattıktan sonra bebeğimin kafasını oturtmaya çalıştılar o sırada kordon sarkması olmuş. Bebeğimin boynuna dolanmış. Bebeğimin kalp atışları duyulmamaya başlanmıştı. Saat 12:30 gibi doktor son muayenemi yapıp bana tembelsin doğuramadın bebeğini dedi acil ameliyata aldı, ameliyata girerken bir tek annemi görebildim bebeğin eşyalarını istedik, sedyeden el salladım anneme o ağlıyordu. Canım benim. Ameliyathane buz gibiydi tepemde klima narkozcuya bayılınca üşüdüğümü hisseder miyim diye sordum cevabı hatırlamıyorum.) Bayılırken ameliyathanede müzik çalıyordu doktorlar iyi konsantre olsun diye çalarlarmış. Bebeğim 15 gün erken olmasına rağmen 3,800 kilo ve 53 cm boyunda doğdu. Ayrıca sünnetli doğdu. Peygamber sünneti diyorlarmış. Bebeğimi doğduktan hemen sonra yeşil ameliyat örtüsüne sarıp eşime ve aileme göstermişler, o minik ellerinde kanlı et parçaları varmış daha.
Saat 16:30 gibi uyandığımda aynı müzik vardı. Anneme niye müzik çalıyorlar demişim o da kızım yoğun bakımda ne müziği dedi. Kafamı sağa bir çevirdim bebeğim doktorların elinde mama yiyordu. Acıkmış bir tanem doktorlara sağlıklı mı diye sordum, çok tatlı ve sağlıklı dediler bir oh çektim ve sonra yine film koptu. Bebeğimi o gün emziremedim maalesef kaldırmıyorlardı kolumda serum ve sonda vardı. 5 gün hastanede yattıktan sonra evimize bebeğimle geldik. Artık 3 kişi olmuştuk. Şu anda bebeğim tam 77 günlük çok akıllı, uslu, neşeli ve inatçı bir bebek. Doğum izinim bitti ve iş yerinde bebeğimi o kadar çok özlüyorum ki. Süt izni saatini iple çekiyorum. Bakıcısına bile hiç zorluk çıkarmıyor aşkım benim.
Bana bebeğime kavuşmamı sağlayan Eskişehir SSK hastanesi ebe ve hemşirelerine doktorum Okan SAY'a her saniye yanımda olan ailem eşim ve biricik arkadaşım Seçil'e ve bebeğimi aldırmama izin vermeyen bana destek olan Osmangazi Üniversitesi Müh.Mim.Fak.Dekanlığındaki tüm arkadaşlarıma (Sibel, Aliye, Hüseyin, Songül, Sema Ablaya, Kemal'e, Ümit Ağabeyim(beni güldürdüğü için), Yahya'ya) çok teşekkür ediyorum bana bu güzelliği yaşattıkları için.
Ayrıca ............'i de hazırladıkları, bu site sayesinde bana bilinçli bir hamilelik ve hala bilinçli bir anne olmamı sağladıkları için teşekkür ediyorum. Ve son olarak adını EGE koyduğum dünya tatlısı, bir tanem, aşkım, bebeğime onu çok sevdiğimi söylemek istiyorum. İyi ki doğdun iyi ki varsın bebeğim. Gülen yüzün hiç solmasın hayatta şansın bol ve mutlu olursun inşallah.