Bazı insanlar anne olmak, için yaratılır. İdealleri, yaşamı algılayış biçimleri olaylara yaklaşımları daima anaç bir tavuk gibidir. Galiba ben de onlardan biriyim. Evliliğimizin 3. yılında çocuksuz yaşamaya daha fazla katlanamayacağımı anlayarak, hamile kalmaya karar verdim. (Eşimin, direnişine rağmen !) 1 yıl kadar bebeğimiz olmadı 13. ayda,tam da kısırlık olasılığını araştırmaya başlayacakken, hamile olduğumu öğrendim.

Bu mutlu haberi eşim, telefonla tüm aileye duyurdu. Oysa ben hamileliğimin ilerleyen aylarında söylemeyi planlamıştım. Neyse herkesin bileceği gibi tüm aile, eş dost, akraba tebrik telefonları yağdırdı. Bense yıllardır istediğim şeye kavuşmanın mutluluğunu yaşayamadım. Çünkü vücudumda bir farklılık yoktu, bebeğimi de henüz hissedemiyordum.

Hamileliğim çok rahattı 8. aya kadar. Geçen aylar vücuduma 20 kilo bindirmişti, yürümekte bile zorlanıyordum. Tüm zamanımı, bebek bakımı ve hamilelik sürecini anlatan kitapları okumakla geçiriyordum. (Anne adaylarına, ?Bebeğinizi beklerken sizi neler bekliyor? kitabını okumalarını öneririm. Bu kitap sayesinde, hamilelik sürecindeki tüm aşamaları bilinçli bir şekilde yaşadım.) Geceleri uyuyamıyor, uyuduğumda ise bebeğimin sağlığı hakkında kabuslar görüyordum. Bu korkularımın temelinde ise annemin spastik engelli bir çocuk doğurması yatıyordu. Üstelik normal doğum esnasında bebek çok zorlanmış bu nedenle sorun yaşanmıştı.

Ben de normal doğum yaparak bebeği riske sokmak istemedim. Ancak bebeği de doğum esnasında görmek istiyordum, öte yandan kalbimde aritmi problemi vardı. Neyse anlayacağınız bayağı problemli bir karar aşamasıydı. Doktorum anestezi azmanıyla görüşerek, epidural sezaryenin uygun olacağı görüşüne vardı.

16 Aralık Pazartesi sabah 09:00?da bebeğime kavuşacaktım. Sabah, arkadaşım Engin Hn., eşim ile birlikte hastaneye gittik. Odama yerleştim. Ameliyatıma eşim daha önce kararlaştırdığımız gibi arkadaşım girecekti. Pür makyaj güle oynaya, ameliyathaneye gittik. Anestezi uzmanı ve doktorum geldi, sohbet ederek operasyona başladılar. Her aşama hakkında bilgi veriyorlardı, bense rahimi kestiniz mi diye sorup duruyordum, sonra bir ağlama sesi geldi ... İlk sorum ise sağlıklı mı ve parmakları tam mı oldu. Sonra steril beze sarılı bir şekilde bana getirdiler, çok güzel yumuk yumuk , esmer bir bebekti. (Hala da öyle) Ağlamaya başladım. Nihayet çok uzun zaman sonra bebeğimle kavuşmuştuk. Üstelik sağlığıyla ilgili bir problem yoktu. Ameliyathaneyi çığlığıyla inletiyordu. (Hala öyle)

Bebeğimi gördükten sonra, doktorum kesiyi dikmeye başladı bence 5 dakika ancak gerçekte 45 dakikalık bir işlemden sonra odama çıktım. Oğlum beni, odamızda bekliyordu. İnanamadım, bu güzellik bize aitti. Güzel annecim ağlıyor, babam endişeli ve dolu gözlerle metin görünmeye çalışıyordu. Ama herkesin yüzünde bir huzur vardı.

Sonra bir ara odada eşim ve oğlumla yalnız kaldık, oğlumun nefes alışında bir problem hissettim. Eşime hemen doktorları çağırmasını söyledim. Doktor geldiğinde, bebeğin ciğerlerinde bir miktar su kaldığını ve kuvöze girmesini gerektiğini söyleyip oğlumu götürdüler. Dünyam karardı, kendimi kaybetmişçesine ağlamaya başladım. Eşim önemsiz olduğuna beni ikna etmeye çalıştı. Ancak, kötü bir şey olduğunu ve benden gizlendiğini düşünüyordum. Bunun üzerine, hastanedeki doktoru acil bir vakayla ilgilenirken apar topar getirdi ve gerekli açıklamayı yapmasını rica etti. Doktorun telkiniyle sakinleştim. Oğlum 1 gün kuvözde kaldığı için onu emziremedim. Mamayla beslendi ve dolayısıyla meme almayı reddetti. 1 ay boyunca anne sütü vermek için mücadele ettim. 42 gün sonra işe başladığımda sütüm de, emzirme maceramızda bitmişti.

Sizin aracılığınızla, beni oğluma sağlıklı bir şekilde kavuşturan Şafak Hastanesi ameliyat ekibine, sevgili doktorum Işık Oral?a, oğlumun doktoru Ferah Kutluçınar?a , Şafak Hastanesi Halkla İlişkiler Müdüresi Serap Şenkaya, Bebek Hemşirelerine sonsuz teşekkürler. Engin Teyzemize (Oğlumun göbek adını Emir koyarak bizi mahvetti, şu anda konuşmadan ortalıklara emir yağdırıyor), iyi bir dost olduğu için mutlu ve zor anlarımızda hep bizimle olduğu için teşekkürler. Seni geç bulduk, ama kaybetmemek için elimizden geleni yapacağız. Umarım gülen yüzünle sonsuza dek bizimle olursun.

Sevgili annem, şimdi seni daha iyi anlıyorum. Emeklerini asla ödeyemem, sana olan sevgimi ise anlatmam imkansız. Sevginin hiçbir zaman karşılıksız kalmayacağını ve her geçen gün yüreğimde büyüdüğünü unutma!

Ve, eşim, hayat arkadaşım, yoldaşım bir tanem Cemal, bana dayandığın için seni ayrıca tebrik etmek lazım biliyorum. Seninle bir ömür boyu beraber olmaya hiç düşünmeden evet demiştim. Şimdi bir kez daha bu kararımın ne kadar doğru olduğunu gördüm. Seni seviyorum...

Son olarak Tanrıya teşekkür etmek istiyorum, beni sevenlerimle ve oğlumla buluşturduğu için.