Şu ana kadar acaba benim gibi renkli bir doğum yaşayan var mıdır diye hemen hemen bütün hikayeleri okudum.Her annenin başından geçen kendi için bir maceradır muhakkak, ama…
1991 yazında bir yaz aşkıydı aramızda başlayan, 1997 yılına kadar benim üniversiteyi bitirmemi bekleyerek geçti yıllar İstanbul-Ankara arasında ve sonunda evlendik. Bol bol gezip tozarken ailelerin yoğun ısrarı üzerine çocuk düşünmeye başladık 2000 yılı için .Bal ayı gibi bir yaz tatilinde hamile kalmayı planladık ve başarılı olduk.Ancak yine de kendimi hazır hissetmiyordum, hep sorguluyordum bu bebeği ve hayatımı. Sanırım çok sorguladım ki Allah bebeği geri aldı bizden, 4. Aya girerken dopler kontrolünde öğrendim acı haberi ve ertesi gün doğum gibi düşürdüler bebeğimi.
İkinci bebeğimi acaba olacak mı korkuları içinde merak ve endişe ile bekledik. Biraz uğraşlarımız sonucu 2000 yılı Nisan ayında ufak fasulyeyi tekrar içimde hissettim , ama bu sefer hiç sorgulamadan ve Allah’a şükrederek geçirecektim hamileliğimi.
En korktuğum gün, 2.kez dopler kontrolüne gittiğim zamandı ve yine kötü bir şey öğrenir miyim diye ürkerek gitmiştim oraya.Ancak her şey normaldi ve sağlıklı bir kızım olacaktı.
Bütün hamilelikler gibi uyuyarak,kusarak ve daha sonraları kilolarıma dur demeye çalışarak geçti hamileliğim.Tam 25 kilo aldım.Buna rağmen doktorum ve ailem normal doğum diye ısrar ediyor, ben korkuyla onların isteklerine boyun eğiyordum.
2001 yılbaşından itibaren işten ayrıldım ve 20 Ocak gibi kızımın doğacağı günü bekliyorduk. 11 Ocak sabahı hafif bir sancıyla uyandım, “bugün doğacak galiba” dedim eşime. Bütün gün anneme telefonda merak etmemesini, akşam normal kontrolümün olduğunu, sonra ona Ankara’dan ne zaman gelmesi gerektiğini söyleyeceğimi anlatmaya çalıştım. Ama bir yandan da ufak ufak kasılıyordum.
Akşam doktora gitme saati geldi,muayeneye girmemle çıkmam bir olmuştu. Çünkü rahim 2 cm açılmıştı çoktan. Doğru hastaneye gitmemiz gerekiyordu.
Doktordan çıktık ve arabaya bindik, otopark çıkışında bir araba yolumuzu kesti, yol vermiyor. Meğerse doktorumun muayenehanesinin olduğu apartmanda otopark sorunu varmış ve o arabanın sahibi bayanın o gün en son raddesine gelmiş olay, o gün bize patladı.Ne ileri ne geri,yarım saat kapıda bayanı ikna etmeye çalıştık ve bizi doktorum kurtardı o otoparktan. Eve girip çıkmamız bir oldu. Saat 18.00 gibi hastaneye gittik.
Beni normal odaya aldılar, doğum için lavman ,NTS vs. hazırlıklarından sonra başladık sancıların dakikalarını saymaya.
Hatırlar mısınız bilmem ama “İkinci Bahar” diye bir dizi vardı bütün Türkiye'yi kasıp kavuran. O gün bu dizinin son günüydü ve ben de onu seyredeceğimi umuyordum. Planlar değişmiş ben orada sancılarla cebelleşiyordum. Arkadaşlarım bize destek olmak için hastaneye gelmişlerdi ,bir yandan bu günü mü buldun diye söyleniyorlar, bir yandan çığlıklarımı duydukça endişeleniyorlardı. Doktorum gidişatın çok iyi olduğunu söylüyordu ve ortadan kayboluyordu.Çünkü herkes gibi o da dizi seyrediyordu.Hemşireler NTS’nin sesini sonuna kadar açmış içeride dizi seyrediyorlardı, dörtnala sanki bir at koşuyordu hastane koridorlarında. Kızım doktorların keyfini bozmamıştı ,dizinin sonuna doğru sancılarım artık dayanılmaz olmuştu. Ben her doktorumu her görüşte beni sezaryene alması için yalvarmama rağmen onu ikna edememiştim ve doğumhaneye giriyordum işte. Doğum masasına yattım, ıkındım ,ıkındım ,saçlarını gördü ve sonra bana dur dedi. Zaten acı çektiğim için durmak istiyordum ama çok zordu, bir şeyler oluyordu, bu sefer Tuna ıkınma sakın dedi, geri itiyordu kızımı. Oksijen tüpünü dayadılar burnuma, beni sakinleştirmeye çalışarak ameliyata alıyorlardı. Sonradan öğrendiğime göre kızımın kordonu omzuna dolanmış ve kalp atışları 35’e kadar düşmüş. Acilen ameliyata alındım, ameliyat masasında anestezi uzmanının evden gelmesini bekleyerek. Beni uyutmadan keseceklerinden korkarak…Ve sonra birden herşey hafifledi, kayboldu.
Uyandığımda odamdaydım, herkes sakinleşmişti, çok güzel bir kızın oldu diye fısıldıyordu kulağıma bir arkadaşım.
Kızımı ilk gördüğüm an çok yumuşak bir teni olan ufacık bir şey getirdiler. Çok çirkindi ama o yumuşaklığı ve o kokuyu unutmuyorum.
Beni kızımla tanıştırdılar ve kısa bir süre sonra alıp götürdüler. Sabahı zor ettim tekrar onu görmek için, eşim fosur fosur uyurken yanımda refakatçi olarak,ben kızımı hayal ettim bütün gece, tekrar ona dokunabilmek için.
Sabahın ilk ışıklarıyla annem-babam geldi ve benim filmim orada koptu, o kadar güçlü ben yine çocuk olmuştum. Annemin küçük kızı.
Söyleyeceğim bir tek şey var: Allah eksikliklerini hissettirmesin, onlar bizim emanetimiz. Buz gibi evimizi sıcak bir yuvaya, gerçek bir aileye çeviren kızım seni seviyorum