Mustafa ile 1995 yılında başlayan beraberliğimizi 2000 de evlilikle yeni bir boyuta taşıdık. İkimizde bir bebeğimiz olsun istiyorduk ama bunun için kendimize 5 yıllık kalkınma planı yapmıştık Bu Mustafa'nın klasik lafıdır bilenler bilir) Bu süre içinde mesleki kariyerlerimize önem verdik. Bir de tabiki Mustafa’nın kariyer yapma isteği ve yurt dışına gitme isteği ağır bastı ve hatta benimde bu fikre balıklama atlamam dolayısıyla çocuk yapma işi hep ertelendi. Tam bu arada eşimin İngiltere ya da Hollanda'ya gitmesini gerektiren bir iş teklifini değerlendirdik ve bir karar vererek İngiltere de karar kıldık. Bende işimi bıraktım tabiki. İngiltere macerası 4 ay sürdü ve 4. ayın sonunda kendimizi Hollanda da bulduk. Evet sonunda 2 Eylül de Assen’e gelmiştik. Çok geçmedi bir süre sonra inanılmaz bir yorgunluk hissetmeye başladım. Durmadan da midem bulanıyordu ve uyumak istiyordum. Acaba olabilir mi şüpheleri ile bir test aldık. Test maalesef ki Hollanda’ca idi. Önce bir sözlük yardımıyla testi çözdük ve pozitif sonuç karşımızda duruyordu. Çok şaşırmış aynı zamanda da sevinmiştik. Bu biraz beklenmedik bir sürprizdi.

Her ne kadar zamanlaması biraz plansız da olsa ikimiz de çok mutluyduk. Çünkü Çobanoğlu ailesi büyüyecekti, aile kavramı bu bebekle anlam kazanacaktı. Biz bunu Doğa’dan sonra çok iyi anladık. Mustafa’nın ise şaşkınlığını ve gözlerindeki o sevinci asla unutamam. Biz daha o gece yavrumuzla konuşmaya başladık. Ertesi gün doktora giderek sonucu teyit ettirelim dedik. Pozitif sonuç 3 gün sonra geldi. Doğa'yı ilk ultrasoundda gördüğümüzde hatta göremediğimizde biraz hayal kırıklığına uğradık. Biz bir bebek beklerken o bir noktacıktı.

İlk bir kaç ay bulantılarım oldu. Sürekli yatıyor domates, peynir ve ekmekten başka bir şey yiyemiyordum. İçimdeki bu bir kaç mm lik varlığın beni böylesine yorduğuna inanamıyordum. Bu 3. aya kadar devam etti. Çok güzel bir hamilelik geçirdim. Cinsiyetini öğrenmek için sabırsızlanıyorduk ama Hollandalıların cinsiyeti öğrenmeme gibi bir özellikleri vardı ve bana hep sürpriz olsun öğrenme diyorlardı. Ama Mustafa ve ben öğrenmek istedikçe doktorumuz bir türlü cinsiyetini göremiyordu yani Doğa’nın pozisyonunu değiştirmesi gerekiyordu. 5. ayda Türkiye’ye gittik. Bir kızımız olacağını Türkiye'de öğrendik. Fakat %80 olasılıklaydı. Bu arada Türkiye'deki sağlık sistemi ile Avrupa’yı kıyaslama olanağı da bulmuş olduk. Bize millet olarak yine abartma ve tedirginlik yaratma huyumuzun olduğunu orada da kanıtlamış oldular. Kendimi bildim bileli bir kızım olsun istiyordum ve aslında tatlı kızımın içimde olduğunu öğrenmek inanılmaz bir mutluluktu. Hemen isim arama çalışmalarına başladık. Aman Allahım ne kadar da zormuş bir isim bulmak. Ben hep Sim olsun istedim ama arkadaşlarımın da tepkisiyle vazgeçtim. Sonunda baba adayımızın yeşil doğaya hayran olması sebebiyle DOĞA isminde hem fikir olduk. Bundan sonra bebişime gerekli olacak şeylerin hazırlığıyla ilgili bir koşuşturmaya başladım. Benim hiçbir problemim olmadığı için normal doğum olacaktı. Zaten burada eğer bir problemin varsa sezeryan yapabiliyorlar yoksa normal doğum yapmak zorundasın kişiye özel değil yani.

Yöntem ne olursa olsun önemli olan sağlıklı bir şekilde kızıma kavuşmaktı. Birde burada problemin varsa hastanede doğum yapabiliyorsun yoksa evde ebe ile doğum yapıyorsun. Bu fikir bizi çok tedirgin yaptı. Ve hastanedeki doktor ile görüştük, ikna etmek biraz zor oldu ama sonunda kontroller ve doğum hastanede vede bir doktor ile olacaktı. Çok rahatlamıştık artık. Doğum tarihi olarak 19 Haziran deniyordu. Bende yaz ayında olmasını istemiştim. Yaz çocuğu olsun ki sıcak kanlı olsun mantığı, daha doğrusu kışı sevmemem. Tatlı Doğa bu konuda da sorun çıkarmadı ve planlara 1 gün öncesiyle uydu. 18 Haziran Çarşamba günü sabaha karşı 4 te annem, eşim ve ben hastaneye doğru yola çıktık. Babam da evde kaldı. Ben kendimi inanılmaz kötü hissediyordum, elbette ki ona kavuşacağımı bilmenin heyecanı dışında. Hastaneye geldik ve sancıların sıklaşmasını beklememiz gerekecekti, neyse bu acı dolu saatleri tekrar hatırlamak istemiyorum. Saat 1 gibi hemşireler geldi ve doğum odasına aldılar beni. Birde İngilizce doğum yapacaktım. O anda bırakın Türkçeyi hiçbir şey hatırlamıyordum acıdan kurtulmaktan başka. Neyse ki annem yanımdaydı bana güç vermek için. Fakat annem tam bir sulu gözdür. Ben acı çektikçe o ağlıyordu. Bu arada eşimde kamera ile birlikte minik bebişimizi çekmek için sabırsızlanıyordu. Saat 1.26'da minik Doğa'nın ağlama sesini duydum. Aynı anda hemşire minik meleğimi bana verdi. Onu incelemeye başladım. Kafasında bir sürü saçı vardı, gözleri lacivert gibiydi. Annem Mustafa'ya benzetti. Tabiki Mustafa bu işe çok sevindi. Minik Doğa'mız 2950 gr ve 48 cm olarak dünyamıza gözlerini açmıştı. Sonra beni asıl odama aldılar. Doğa'yı yarım saat sonra getirdiler tekrar yanıma. Annem onu kollarına aldı ve göğsümün üzerine yerleştirdi. Tatlı yavrum hemen emmeye başladı. Tarifi imkansız bir andı o an. Ben inanılmaz bir şekilde kollarımdakinin benim olduğunu kavramaya çalışıyordum. Ve Mustafa`nın gözlerindeki o sevinç ve sevgi ifadesi... Doğa tamamen babasının kopyasıydı. Annem yanımdaydı, babamsa evde meraktan ölmüştü galiba ama diğer sevdiklerimiz yanımızda yoktu tek büyük eksikliğimiz buydu şimdi. 1 gece hastanede kaldıktan sonra Doğa ile birlikte evimize geldik. Sen canım kızım, nihayet aramıza katıldın. Bize yaşattığın o tarifsiz duyguları ilerde sana ancak anlatarak hissettirebileceğim. Ya da bunu ancak bir gün anne olduğunda anlayacaksın. Hani hep anneler derlerya anne olunca anlayacaksın diye. İşte bu söz çok doğruymuş yavrum. Kızımızla yeni bir yaşama alışmaya başladık. Şuan 12 aylık ve her anından büyük zevk aldım. Onu izlemek her şeyin ötesinde güzel. Tek üzüntüm ailelerimizden ve arkadaşlarımızdan ayrı olmamız. Tüm bu zaman zarfında yanımda olan Mustafa’nın harika bir baba olduğunu gördüm. Doğa`yı büyütürken çok büyük bir destekçimin olacağının bilincindeyim. Doğa artık bizim kanımız, canımız herşeyimiz oldu. Bize tarifi imkansız duygular yaşattı ve hala devam ediyor yaşatmaya.
Canım kızım, Seni çok ama çok seviyorum. Benim ve babanın hayatı artık senin varlığınla anlamlı. Hep yanımızda ol. Umarım İsteyen herkes bu tatlı duyguları yaşar...