Benim hikayemin bir anafikri var; şudur ki ben başardım siz de yapabilirsiniz!!!

İlk oğlum Ata 2001 Aralıkta 10 saatlik suni sancı çabalarına rağmen inatla sezaryenle doğdu. Oysa o kadar çok istiyordum ki normal doğum olmasını. Dedim ya inatçı diye şimdi 5 yaşında ve hala öyle.

Hep bir kardeşi olsun istedik ve 2005 Eylülde güzel haber geldi hamileydim. Süper bir hamilelik geçirdim hiç problemim olmadı. Tek ama en büyük sorunum doğum şekliydi. En büyük isteğim normal doğum yapabilmekti ama hiçbir doktor buna yanaşmadı. Doğuma kadar 5 - 6 doktor değiştirdik en son ünlü bir hastanenin doçent doktoru takip etmeye başladı küçük oğlumu. Herşey yolundaydı 8 aylık olmuştuk, mevzu geldi doğum yöntemine. Bize %1.6 gibi çok küçük orandaki riskleri saymaya başladı.

Öyle hafife alınacak cinsten değil duymuşsunuzdur, önceki sezaryene ait dikişler patlayabilir bunun sonucu ya ben ya da bebek ölebilirmişiz. İllaki normal olsun diyorsam birtakım belgeleri imzalamam gerekiyormuş yani ölürsem onlar sorumlu değil, ben tutturdum doğuracağım diye kısmet böyleymiş der gibi.

Dünya başıma yıkıldı hiç doğuramayacakmışım gibi geliyordu. Sezaryen illetini hiç istemiyordum bir kere başıma geldi tekrarına izin veremezdim. Tabi hemen yeni bir doktor arayışı sonunda canım doktoruma kavuştuk. Derdimi anlattım doğuma 1 ay kalmış normal doğum istiyorum. Doktorum dedi ki madem bu kadar çok istiyorsun deneriz, doğum esnasında gerçek basıncı anlamak için bir sonda kullanırız dikişlerde bir hareket olduğu an bu sonda sayesinde anlar hemen müdahale ederiz. O zaman sezaryen yapmak zorunda kalırız ama herşey yolunda giderse normal doğum gerçekleşebilir, senin başında sürekli olup takip etmeliyim dedi ve öyle de oldu.

20 Mayıs 2006; doğuma daha 10 gün var, en azından ben öyle biliyorum. Saat 16.00 civarı suyum patladı. Tolga (eşim), Feryal (kardeşi), Ata (oğlum) ve ben bir panik doktoru aynı anda ambulansı aradık. 16.30 hastanedeyiz hemen doğumhaneye aldılar beni doktorum geldi. Sakin olmamı söyledi ama ne mümkün oğlum susuz kaldı doğuramayacağım diye ağlıyorum. Serum taktılar beklemeye başladık, sancılar artınca doktorum sondayı yerleştirdi. 6 saat sancı çektim. Açılma 5 santimdi artık ümidimi kaybetmeye başladım. Doktorumdan epidural istedim artık bilinç falan kalmadı tabi. Hemen anestezi uzmanı geldi beni kaldırıp oturttular o an 50 lerde gezen sancılar 80-90 lara fırladı bir çığlık kıyamet, anestezi uzmanı sırtıma iğne yapmaya çalışıyor, ben sancıdan kıvranıyorum, doktorum doğum başladı diye bağırıyor. Sonunda iğneler yarım kaldı beni yatırdılar ve doğum başladı.

Dünyanın en zor ama en güzel anıydı, tarif etmem mümkün değil. 10 dakika gerçek doğum sancısı çektim, dördüncü ıkınmada küçük oğlum Efe doktorumun ellerinde duruyordu. Sıcak havlulara sarıp bana verdiklerinde gözlerimin içine içine bakıyordu. Sanki o zor yollardan geçip gelen o değildi. Babası ve halası da bizimleydi her anı birlikte yaşadık. (21 Mayıs saat 00.58) hiçbir problem yaşamadık ikimiz de turp gibiydik, ertesi gün taburcu olduk zaten.
Başta söylediğim anafikir bu işte; ikisini de yaşamış bir anne olarak sizlere kesinlikle normal doğum tavsiye ediyorum. Bu duyguları sezaryende yaşayamazsınız.

Son olarak bu mutluluğu yaşamamı sağlayan doktorum ÜMİT KAYA'ya minnet borçluyum ne kadar teşekkür etsem azdır.
Ve tüm yaşananlar boyunca elimi hiç bırakmayan, mutlu huzurlu çekirdek bir aile olmamız için bana hep destek olan, onu yazmayı unuttuğumu sandığı için birazcık kıskanan canım kocam TOLGA’ ya çooook teşekkür ederim.