Canım oğlum Efe’nin hikayesi,
Canım eşimle 1999 Mayıs ayında tanıştık. Sadece iş arkadaşlığı ile başlayan arkadaşlığımız 2000 yılının şubat ayında flörte dönüştü. Eşim hep dalga geçer faturalara bakarken gözüm kaymış diye. Çok kısa bir flört döneminden sonra Ağustos 2000 de nişan ve büyük gün 4 Kasım 2000 de evlendik. Çocuk istemedik 2 sene. Zaman geçsin taşlar biraz daha yerine otursun, hayatımızı yaşayalım, evliliğimizin tadını çıkaralım diye. Zaman geçti 2 senede geçti 3 senede… Yapmak istediğimiz her şeyi yapmıştık artık. Çoğu evlilikte olmuştur tıkanmaların, birbirine batmaların yaşandığı dönemler. Evet artık vakti gelmişti, bir bebek şarttı bize. Karar verdik artık bir çocuk istiyoruz. Yaklaşık 1 sene uğraştık. Hap ile korundum ben. Bıraktım, doktorum bazı testler yaptı prolaktin fazlalığı var ilaç kullanman lazım, hormonlar için başladım ilaç kullanmaya. Hemen olacak bebek diye bekliyoruz bekliyoruz, her ay aynı hüsran yok yok yok… Artık ilaç içmekten de sıkıldım 2004 haziran da eşim ve kuzenleri ile Kapodokya'ya oradanda Sivas'a gittik, 1 hafta. Dönüş yolculuğu gene aynı hüsran gene yok… Artık iyice umutsuzluğa kapılmıştık. Eşimle karar verdik artık düşünmek yok, istemek yok, daha genciz bekleriz zamana bırakırız diye. Bu düşünce beni bayağı rahatlatmıştı artık çocuk falan düşünmüyorduk. Önümüzde koca bir yaz vardı ve biz tadını çıkaracaktık. Geldiğimizin ertesi haftası yazlığa gittik Çanakkale’ye ve Temmuz ayını geçirdik geldi Ağustos ve benim içimde garip bir his alışveriş merkezine gidiyorum acaba geçmesem mi? Hamile olabilirmiyim? Evet 2 gün gecikti ama bu benim her ay yaşadığım bir şey, hadi Ayşe kaptırma kendini diyorum ama içimden bir ses hamilesin diyor. Ağustosun ilk haftası Cumartesi eşim işe gitti. Cumartesileri çok çalışmaz ama bazen gider. O gün de gideceği tuttu. Sabah kalktım ilaç dolabında çok önceden aldığım hamilelik testi duruyor. Aldım testi yaptım, bıraktım banyoya kahvaltımı yaptım. Televizyon seyrediyorum unutmuşum. Banyoya gittim bir baktım çift çizgi gözlerimi ovuşturuyorum acaba mı? diye. Önce doktorumu aradım kan testi istedi daha net olur diye. Eşimi aradım söyleyeyim mi yoksa gelince mi söylesem diye ama bunun için nasıl bekleyebilirdim. O anki telefondaki mutluluğumuzu anlatamam hüngür hüngür ağlıyorum. Akşam kan testini de yaptırdık. Totoşummm 5 haftalık…

İşte o an başladı canımın hikayesiiiiii… 3 ay doktorum çok dikkat edeceksin dedi. Evet ettim 3 ay hiçbirşey yapmadım tek yaptığım doktorumu zar zor ikna etmekti tatil için, ettik. Ama nasıl yaptım diyorum. Ya bir şey olsaydı. Onun üzüntüsünü nasıl atardım. Ama Allah’tan bir şey olamadı. Çok rahat bir hamilelik dönemi geçirdim, her şey çok iyiydi. 3 ayı atlattık doktorum artık ayda bir göreyim seni sorun yok dedi. Ben hayır 2 hafta dayanamıyorum bebeğimizi görmek için 4 hafta nasıl dayanırım dedim ve doğuma kadar her 2 haftada bir gittik ve onun o mükemmel gelişimizi izledik Aşkımla. 14 hafta oldu bebeğim, doktora cinsiyet sormalar başladı. Doktorum kız gibi geliyor dedi bize, ama 2 hafta sonra dahada netleşir yine de net değilim o zaman belli olur dedi. Ne kadar hayırlısı olsun desemde içimden Allah’ım kızım olacak diye de seviniyorum. Çünkü hep kızım olsun istemiştim ama hamile kaldığımı öğrenince illaki kız olsun ya da olacak diye saplantılarım olmadı ama seviniyordum yine de. 2 hafta geçti ve erkek kesin erkek. O an eşimin yüz ifadesini anlatamam çok sevindi ne kadar fark etmez sağlıklı olsun desede ben nasıl kız olacak diye kesin olmasa da sevindiysem o da duyunca o kadar hatta daha fazla sevindi. Evet artık öğrenmiştik küçük bir oğlum olacaktı canım oğlum her şeyim… Haftalar geçiyordu biraz daha büyüyordu içimde. Herşey iyi yolunda. Oğlum adı ne olacak? Hep derdim oğlum olursa Efe olsun, nedense hiç kız ismi bulmamıştım ama Efe hep kesindi. Aşkım canım eşimde hiç itiraz etmemişti… Bir İstanbul Masalı’nın olduğu pazartesi Esma bebeğini kaybetti ben ertesi gün bitap bir arkadaşımla konuşuyorum. Öyle etkilenmişim ki Efe’yi hissetmiyorum, yok hareket etmiyor. Ağlamaklı öğle yemeğini yiyemedim, aradım doktorumu gel bir bakalım her ihtimale karşı ne olur ne olmaz diye. Ben iyice koptum ağla ağla, eşime ağla iş yerindekilere ağla gittik. Doktorum Tuğba Hanım meyve suyu içmemi söyledi. İçtim 2 kutu yok hissetmiyorum. Ultrasona aldı beni bizim kerata oynuyor ama ben hissetmiyorum. Tamamen psikolojik olay tabi ama o korkuyu anlatamam doğuma bile giderken bu kadar korkmamıştım. Bebeğim iyi ben iyi… Zaman geçiyordu ama çok yavaş, herhalde geçirdiğim en uzun 9 aydı. Son bir ay kala hastaneyi kararlaştırdık ve bir tanıdık tavsiyesi ile Ümran Hanım’a gittik. Son ayımda onun kontrolündeydim, hastane tamam doğum nasıl olacaktı peki normal mi? Sezaryen mı? Sorun yok bebek iyi doğurulabilecek kiloda olacak ama ben cesaret edemedim normal doğuma, korktum yapamadım. Benden 10 gün önce eşimin kuzeni normal doğum yapmıştı. Çok zor olmuştu, ben birde onu duyunca dedim ki hayır kesinlikle olmaz yapamam ve sezaryene karar verdik. Gün saat herşey belli. 4 Nisan saat 10 da doğum.

3 Nisan Pazar günü arkadaşlarımızla kahvaltıya gittik Üsküdar’a, oradan arkadaşlara gittik, akşamı ettik, çok eğlendik akşamda alışveriş yaptık. Gelenler olur diye akşam eve kendimizi arttığımızda saat 23’tü. Yattım ama uyuyabilene aşkolsun. Sabah erkenden kalktım giyindik saat 9 da hastahanede olmamız lazım ama o kadar gerginim ki, şişmişim bir balon gibi bir iğne bummmmm patlayacak halde akşamı etsem normal doğuma giderdim herhalde. Annemleri aldık (annem, kız kardeşlerim), kayınvalidem ve görümcem de geldi. Girişimizi yaptırdık odamıza çıktık hemşire geldi gerekli kontroller yapıldı ameliyat için hazırlandım ve ameliyata, canıma kovuşmaya az kaldı çok az…

Ameliyathane çok soğuktu, bir yandan elimin üzerinden iğne takılıyor bir yandan anestezi uzmanı sohbet ediyor benimle, diyorum nasıl olacak nasıl anlayacağım bayıldığımı. Doktorum geldi her şey çabucacık bitecek korkma, ben şimdi geliyorum dedi. Sanırım bir işaretti bu. En son başımız üstündeki ışıkları hatırlıyorum. Uyandığımda Ayşe Hanım uyanın diyor, hemşire odama götürüyor. Tek hissettiğim canımın biraz yandığı, odada kimse yok. Herkes o mucize varlığın yanında, herkes onu seyrediyormuş. Yıkanmasını, giyinmesini, yeni dünyaya ayak uydurmaya başlamasını…

Yatağa aldılar beni, herkes etrafımda nasılım diye merak ediyor. İyiyim diyorum, çok iyi. Ağrım var biraz diyorum. Eşim geliyor yanıma aşkım nasılsın? diyor, çok mutluyum diyorum, geldi nihayet bebeğimiz, doğdu diyorum gözlerinin içi ışıl ışıl… Diyorlar EFE geliyor Efelerin Efesi… Geldi oğlum, canım, her şeyim mis kokulum, totoşum, bu dünyada sahip olduğum en güzel varlık geldi kollarımda nihayet… Acıkmış emmeye çabalıyor… Anlatılmaz yaşanır derler ya aynen öyle. Allah’ım her bayana tattırsın bu duyguyu tarifi yok hiçbir sevgide yok. 2 gün kaldık hastanede her şey iyiydi. Evimizdeydik artık totoşum yanımızdaydı, 9 ay hayalini kurduğumuz mucize gerçekleşmişti.

Şimdi oğlum 14 aylık oldu, delikanlı oldu. Anne diyor anne… İlk zamanlar alışmak zor olsada hayatımızı bu denli değiştirmesine öyle alıştım ki, işte akşamı zor eder oldum. İyiki varsın oğlum benimsin. Sana sahip olduğum için çok mutluyum, hayatımızı bu kadar anlamlı yaptığın için teşekkür ederim, seni çok ama çok seviyorum sevgi meleğim.