Hayatımın o anlamlı gününü asla unutamam. O gün en çok merak ettiğim sorunun cevabını sadece iki dakikada alacaktım ve o iki dakika bitmek bilmedi. Sonucu beklerken kalbim duracaktı sanki. Gözlerimi kapattım ve bekledim. Sonuç mu? HAMİLEYDİM.

Eşim evde yoktu ve o gün mesaide kalıp, eve geç saatte gelmişti. O saate kadar bu heyecanı nasıl taşımıştım anlatamam. İçim içime sığmıyordu. Bu mutlu haberi telefon açıp söylememek için kendimi çok zor tutmuştum. Saatler geçmiyordu sanki. Eşim eve geldiğinde yorgunluğu yüzünden okunuyordu. Ona söylemeden gözlerime bakıp bir şeyler hissedecek diye çok korkuyordum. Kendimi toparlayıp bir sürprizle açıklamaya karar verdim.

Önce biraz surat yapıp, neden bu saate kadar geciktin, çok bekledim diye tepki gösterdim. O an şu cümleler ağzımdan dökülüverdi, "Bir baba adayı hamile karısını bu saate kadar bekletir mi?" Yüzünü şaşkın bir ifadenin ardından anlatılmaz bir mutluluk sardı. Şu an anlatırken bile heyecanlanıyorum ki o anın duygusallığını anlatmaya kelimeler yetmez. Eşim, "Gerçekten mi?" derken gözlerimiz doldu. Herhalde o anı ölünceye kadar unutamayız. Mutluluktan eşimin nasıl bağırdığını görmeliydiniz. Sevinci yüzünden okunuyordu ve artık üç kişilik bir aile olacaktık.

Bu dokuz aylık dönemim nasıl geçeceğini çok merak ediyordum. Aklımda birden fazla soru işareti vardı ve doktora gitmeye karar verdim. Doktora gittiğimde bebeğimin 1,5 aylık ve sağlıklı olduğunu öğrendim. Bu çok güzel bir haberdi.

Bebeğim 4,5 aylıkken erkek olabileceğini hissettim. Ailemizde buna inanmış olacaklar ki yapılan tüm hazırlıkların rengi maviydi. Hamileliğimin 5. ayında doktorum bebeğimin cinsiyetinin kız olduğunu söyleyince şaşkınlıktan doktoruma, "Yemin et?" dedim. O da "Valla kız." demişti ve verdiğimiz cevaplara ikimiz de çok gülmüştük.

Eşim o gün yanımda olamamıştı. Müjdeyi vermek için bu sefer akşamı beklemeyecektim ki, o an telefonum çaldı ve arayan eşimdi. "Erkek mi?" sorusunu sordu. Ben de, "Kızımız olacak." dedim. Anlık bir durgunluk sonrası, ardından "Yeter ki sağlıklı olsun." dediğinde rahatlamıştım. Bebeğim dokuzuncu ayına yaklaşırken eşimin bu uzun maratonda bana yardımını ve desteğini asla unutamam.

Artık iyice ağırlaşmıştım ve zaman artık doğuma doğru yaklaşıyordu. Dört gözle beklediğim ve bir o kadarda korktuğum doğumum 40. haftada gerçekleşecekti. Sezaryen olacağım için doğum tarihimiz belirlenmişti. 15 Haziran 2007 Cuma günü bebeğimi artık kucağıma alacaktım. Ailecek o gün hastanedeydik ve saat gelmiş, sonrasında hazırlanmaya başlamıştık. Doğumhaneye kadar eşim bana eşlik ederken, elimi sımsıkı tutuyordu. İkimizde o kadar duygu yüklüydük ki benim gözlerim dolmuş, eşimin de yüzünde karmaşık bir ifade vardı. O kapı açıldı ve ayrılık vakti gelmişti. Kapının ardında kalan eşime son kez baktım, onunda bana bakışını hiçbir zaman unutamayacağım. Doktorumu beklerken gözyaşlarımı çok zor tutuyordum. Neler olacağını çok merak ediyordum. Artık bebeğimi kucağıma alacağım o anın gelmesini çok istiyordum. Doktorumun yüzünü gördüm ve en son "Ağlama." dediğini hatırlıyorum.

Gözlerimi açmaya çalıştığım zaman bebeğim yanımdaydı ve beni hissetmiş olacak ki bana doğru dönmeye çalışıyordu. İşte o an "Büşra Nur"um geldi dedim. O kadar küçük, o kadar savunmasız, o kadar muhtaçtı ki hemen sarılıp kokladım ve içimin titrediğini hissettim. Annelik buydu.

Ben anne olmayı annemden öğrendim. Onun gibi vefalı bir anne olmayı başarmak için elimden geleni yapacağım, çünkü ben de artık bir anneyim. Şimdi ise 20 aylık dünyalar tatlısı bir cimcimem var. Mutlu kızımın gülen yüzü hep gülsün, iyi ki geldin, iyi ki varsın canım kızım. Seni çok seviyoruz.